KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2025/6325 E., 2025/6263 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Suç
- Hakikate muhalif beyanda bulunmak
- Hüküm
- Esastan Ret
Karar Metni
899 kelime·4 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak suçuna yönelik kurulan hükme ilişkin incelemede,
Temyiz incelemesine konu edilen suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 338. maddesi kapsamında kalan ve kanunda üst sınırı bir yıla kadar hapis cezası öngören, "Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak" suçunu oluşturduğu gözetildiğinde;
28.02.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen CMK'nın 286/2-d uyarınca; ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, İlk Derece Mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı cihetle, yapılan temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca, REDDİNE,
2-İİK 89/4. maddesi uyarınca talep edilen tazminat istemine yönelik olarak yapılan incelemede;
2004 sayılı İİK’nın 89. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında.
“Hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmayan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir.
Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4. fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak Esas No : 2025/6325
borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur." hükmüne yer verilmiştir.
Kanun hükmünde yer alan tazminatın konusu, haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle takip alacaklısının uğradığı zarardır. Bu davada, üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu davacı takip alacaklısı ispat etmelidir. Üçüncü kişinin beyanının aksi, İİK'nın 68. maddesinde sayılan belgelere bağlı olmaksızın her türlü delille ispat edilebilir. Anılan maddenin açık hükmü gereğince; icra mahkemesince, genel hükümlere göre yargılama yapılarak sonuca gidilmelidir.
İİK'nın 89/4. maddesine dayalı olarak açılan tazminat davasında, tarafların göstereceği deliller, ticari defterler ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, ihbarnamenin tebliğ tarihi itibariyle, borçlunun, üçüncü kişiden istenebilir, kesin nitelikte bir alacağının mevcut olup olmadığı genel hükümler çerçevesinde belirlenir, diğer bir ifade ile anılan maddeye göre tazminata hükmedilebilmesi için, borçlunun, haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle, üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş, haczedilebilecek muaccel bir alacağının bulunması zorunludur.
Somut olayda, alacaklının talebi doğrultusunda, 89/1 haciz ihbarnamesi davalı üçüncü kişi ... adına çıkartılmış olup, dosyada mevcut bilirkişi tarafından düzenlenen 03.10.2022 tarihli rapor kapsamında; haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihte davalı üçüncü kişi ...'ın takip borçlusu şirkete sermaye taahhüdünden 162.322,38 TL, cari hesaptan 460.518,37 TL olmak üzere toplam 622.840,75 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiğinin anlaşılması karşısında, denetime elverişli bilirkişi raporundaki bu yöndeki değerlendirme doğrultusunda tazminat koşullarının oluştuğunun kabulü gerekir. İlk derece mahkemesince tazminatın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile tazminatın reddine karar verilmesi isabetsiz olup,
Bunun yanısıra;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89/4 maddesinde; "... İcra mahkemesi tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder" hükmü yer almaktadır.Anılan maddenin açık hükmü gereğince; icra mahkemesince, genel hükümlere göre yargılama yapılarak sonuca gidilmeli ve dava genel hükümlere göre incelenmelidir.
Nitekim, bu tür bir davada, HMK'nın 120. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 15. ve 16. maddeleri uyarınca belirlenen dava değeri üzerinden Harçlar Kanunu'nun 26, 27, 28, 30... . maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır.Diğer taraftan, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
Noksan harcın tamamlanmasına ilişkin düzenleme de, 492 sayılı Harçlar Kanunun 30. Maddesinde yapılmıştır.
492 sayılı Kanunun "Noksan tesbit edilen değer üzerinden harcın ödenmesi" başlıklı 30. maddesi; "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu (HMK md.150) maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.
" hükmünü içermektedir.
Somut olayda, mahkemece nispi harca tabi olan tazminat davası için birinci haciz Esas No : 2025/6325
ihbarnamesinde belirtilen 1.116.871,55 TL lik borç miktarı üzerinden hesaplanan 19.073,37 TL nispi harcın 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince tamamlatılması gerekirken, mahkemece nispi harcın 1.907,00 TL olarak eksik hesaplandığı ve nispi harcın bu haliyle yargılama esnasında tamamlanmamış olduğu anlaşılmış olup, mahkemece bakiye kalan nispi harcın 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. Maddesi gereğince tamamlatıldıktan sonra tazminata ilişkin karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/6325, K. 2025/6263, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama