KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2025/7001 E., 2025/8374 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
Karar Metni
613 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesi kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte şikayetçi 3. kişi icra mahkemesine başvurusunda; m.89 haciz ihbarnamelerinin usulsüz tebliğ edildiğinden bahisle iptalini talep etmiş, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği, şikayetçi 3. kişi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararı kaldırılarak şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Görüldüğü üzere, usulsüz yapılan tebliğ, mutlaka batıl olmayıp, muhatap tarafından öğrenildiği tarihte geçerli olacaktır (HGK'nun 05.06.1991 tarih, 1991/12-258 E.-1991/344 K. sayılı kararı). Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için ise usulsüz de olsa bir tebligatın varlığı ön koşuldur.
Öte yandan, tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiasının yasal dayanağı İİK'nun 16. maddesi olup, bu yöndeki şikayetin, aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde icra mahkemesine yapılması zorunludur.
Somut olayda, 3.kişiye 89/1 haciz ihbarnamesinin 23/07/2024 tarihinde "adresin kapalı olması nedeniyle komşu ...'dan sorulduğu, muhatabın çarşıda olduğunu, akşam evine geleceğini sözlü beyan ettiği, imzadan imtina ettiği, tebligatın muhtarlığa teslim edildiği, kapıya haber kağıdı yapıştırıldığı, ...'a haber verildiği" şerhi ile tebliğ edildiği, 89/2 haciz ihbarnamesinin 27/08/2024 tarihinde "adresin kapalı olması nedeniyle üst dairede ikamet eden ...'den sorulduğu, muhatabın geçici yurtdışında olduğunu, akşam evine geleceğini sözlü beyan ettiği, imzadan imtina ettiği, tebligatın muhtarlığa teslim edildiği, kapıya haber kağıdı yapıştırıldığı,
...'e haber verildiği" şerhi ile tebliğ edildiği, 89/3 haciz ihbarnamesinin de 16/09/2024 tarihinde "adresin kapalı olması nedeniyle komşu ...'dan sorulduğu, muhatabın çarşıda olduğunu, akşam evine geleceğini sözlü beyan ettiği, imzadan imtina ettiği, tebligatın muhtarlığa teslim edildiği, kapıya haber kağıdı yapıştırıldığı, ...a haber verildiği" şerhi ile yapıldığı görülmüştür.
Şikayetçi 3. kişiye gönderilen haciz ihbarnameleri şeklen 7201 Sayılı Kanun'un 21/1 maddesi ve yönetmeliğe uygun ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.19 82... / 10-1377 E. -1982/337 K. sayılı kararı gereğince, tebliğ belgesindeki kayıtların aksi her türlü delille kanıtlanabilir.
Şikayetçi tarafından her üç tebligatın da tebliğ tarihlerinde yurtdışında olduğu iddia edilmekle, Emniyet Genel Müdürlüğünden celp edilen yurt dışına çıkış, yurda giriş tarihlerinin incelenmesinden; şikayetçi 3. kişinin 2024 yılı itibariyle 04/10/2024 tarihinde Türkiye'ye girdiği, 23/11/2024 tarihinde tekrar Türkiye'den çıkış yaptığı belirtilmekle her üç tebliğ tarihinde de şikayetçi 3. kişinin yurtdışında olduğu,
bu nedenle m.89/1 ve 3 haciz ihbarnamelerinin tebliğ evrakı üzerindeki "çarşıda" olduğu ibaresi ile m.89/2 haciz ihbarnamesi yönünden ise muhatabın "geçici yurtdışında " olduğu belirtilmiş ise de, devamındaki "akşam evine geleceği" ibaresi gerçeği yansıtmadığından tebligatlar usulsüzdür.
Ancak, 16.10.2024 tarihinde tebliğ edilen madde 103 davetiyesine ilişkin tebligat usulsüzlüğü iddiası ileri sürülmemekle şikayetçi 3. kişinin en geç bu tarih itibariyle m.89 haciz ihbarnamelerinden haberdar olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda şikayetçi 3. kişi tarafından şikayetin yasal 7 günlük süreden sonra 31.10.2024 tarihinde yapıldığı görülmektedir.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, ıttıla tarihinin, şikayetçi 3. kişi tarafından m.103 davetiyesinin tebliğ tarih olan 16.10.2024 olarak kabulü ile m.89 haciz ihbarnameleri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna yönelik 31.10.2024 tarihli şikayetin süreden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/7001, K. 2025/8374, 22 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama