KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2025/7105 E., 2026/667 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2026
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Karar Metni
1.311 kelime·7 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Alacaklının katılma yoluyla temyiz itirazlarının incelenmesinde;
02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, alacaklının istinaf isteminin yasal süre aşımından reddine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca alacaklının temyiz başvuru talebinin (REDDİNE),
2-Asıl ve birleşen dosyada şikayetçi borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Mahkeme kararlarında hükmün nasıl oluşturulacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde detaylıca açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesine göre “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.”
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir(Hukuk Genel Kurulu-2007/14-778 Esas, 2007/611 Karar, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; asıl dosyada dayanak ilam ile tahliye adresi uyuşmadığı gerekçesiyle ilama aykırılık şikayeti nedeniyle takibin iptali ve taşınmazın ve şahsi eşyaların tarafına teslimini, birleşen dosyada memur muamelesini şikayet ile icra müdürlüğünün 09.08.2022 tarihli ret kararı kaldırılarak tahliye işleminin iptali isteminde bulunmasına karşın mahkemece asıl ve birleşen dosyada şikayetin kabulü ile 21.07.2022 tarihli tahliye işleminin iptaline karar verildiği, asıl dosyadaki talepler yönünden hüküm tesis edilmediği görülmüştür.
Bu durumda, 21.03.2023 tarihli kararla; asıl ve birleşen dosyada şikayetin kabulüne karar verilmesine rağmen HMK'nın 297. maddesi gözetilmek suretiyle, asıl dosyada müstakil hüküm kurulmaması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
HMK'ya 22.07.2020 gün ve 7251 sayılı Kanunun 27. maddesi ile "Hükmün tamamlanması" başlığı ile eklenen 305/A maddesi kapsamında değerlendirildiğinde;
HMK'nın 305/A maddesi ile yapılan yasal düzenleme "(1)Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." şeklinde olup, hükümdeki eksikliklerin, maddedeki şartların oluşması halinde, usul ekonomisi de dikkate alınarak bir an önce giderilebilmesi amaçlanmıştır.
Öte yandan, borçlunun, İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2023 tarihli kararına karşı asıl dosyadaki şikayet yönünden müstakil hüküm tesis edilmesi talebi 06.06.2023 tarihli ek kararı ile reddedilmişse de İlk Derece Mahkemesince, HMK'nın 305/A maddesi kapsamında borçlunun hükmün tamamlanması talebinin değerlendirilmesi gerekirdi.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/7105, K. 2026/667, 9 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama