KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2025/8830 E., 2025/8297 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Karar Metni
535 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte, borçluların icra mahkemesine başvurularında, senetteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, senedin kredi sözleşmesinin teminatı olduğunun muhtemel olduğunu ve kambiyo vasfı bulunmadığını ileri sürerek takibin durdurulmasına karar verilmesini istedikleri, İlk Derece Mahkemesince.
18.02.2020 tarihli Van Jandarma Kriminal Amirliği tarafından düzenlen raporda senetteki borçlu ...'a asaleten ve şirketi temsilen atılan imzaların kuvvetle muhtemel ...'a ait olduğuna dair tespitte bulunulduğu, ispat yükü kendisinde olan alacaklı tarafından bu raporun kabul edildiği gerekçesi ile imzaya itirazın kabulüne, takibin borçlular yönünden durdurulmasına, tazminat ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Takibe konu bonodaki imzaların, muteriz borçluların eli ürünü olup olmadığının tespiti için 18.02.2020 tarihli Van Jandarma Kriminal uzmanlık raporunda; "imzaların ... eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğu" tespit edilmiş, borçlunun rapora itiraz etmesi ve Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması talebi üzerine, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 30.04.2022 tarihli raporda; " söz konusu imzaların basit tersimli olması ve mukayese imzaların sınırlı sayıda olması nedeniyle ...'un eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri tespite gidilemediği" şeklinde rapor tanzim edildiği,
alacaklı tarafın yeniden rapor alınması talebi üzerine Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 4.08.2023 tarihli raporda "söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel ...'un eli ürünü olduğu" şeklinde rapor tanzim edildiği, son olarak alacaklının yeniden rapor alınması talebi üzerine düzenlenen 30.12.2024 tarihli heyet raporunda "incelemeye konu senet üzerinde atılı borçlu ve kefil imzalarının ... elinden çıktığı" şeklinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar mahkemece kesin kanaat içermeyen 18.02.2020 tarihli raporlardan sonra alacaklı tarafından rapora itiraz edilmediğinden bahisle borçluların imzaya itirazlarının
kabulüne karar verilmiş ise de; borçluların bu rapora itirazı üzerine mahkemece yargılamaya devam olunarak yeniden rapor alındığı, bu raporun da kesin kanaat içermemesi ve alacaklının talebi üzerine alınan son raporda ise imzaların borçluların eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve kesin kanaat içeren bu raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan alacaklı vekilinin 18.02.2020 tarihli rapora karşı 20.10.2020 tarihli celsedeki beyanının, HMK'daki yargılamaya son veren bir kabul beyanı niteliğinde olduğunun kabulü mümkün değildir.
O halde, takibe konu bonodaki imzaların muteriz borçlulara ait olduğuna dair kesin kanaat bildiren rapor doğrultusunda imzaya itirazlarının reddi ile itiraz dilekçesindeki borca itirazlarının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/8830, K. 2025/8297, 17 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama