KÜNYE
(Kapatılan)13. Ceza Dairesi 2012/9397 E., 2013/8319 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2013
Karar Metni
365 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Nitelikli hırsızlık suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e, 143 ve 35/2. maddeleri uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun'un 231/8. maddesi uyarınca sanığın 5 yıl süre ile denetim altında tutulmasına, bu süre içerisinde takdiren 8 ay süre İle denetimli serbestlik tedbiri olarak bir kamu kurumunda veya özel olarak,
sanık lokanta ve inşaat işçisi olduğundan bu işleri icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına dair Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/07/2007 tarihli ve 2005/862 esas, 2007/680 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, Kayseri Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü tarafından sanığa yapılan tebligata rağmen 10 gün içerisinde başvurmaması sebebiyle hükmün açıklanmasına dair anılan Mahkemenin 01/08/2008 tarihli ve 2005/862 esas, 2007/680 sayılı ek kararına karşı,
Adalet Bakanlığı'nın 12.04.2012 gün ve 2012/6091/22047 sayılı kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasıın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 04.05.2012 tarih ve 2012/112032 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE
Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesince dosya üzerinden inceleme yapılarak sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11. fıkrasında yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.
Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece duruşma açılarak, sanığın celp edilmesi,
varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkını kısıtlayacak biçimde, duruşma açılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2012/9397, K. 2013/8319, 25 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama