KÜNYE
13. Ceza Dairesi 2014/30574 E., 2014/32399 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2014
Karar Metni
329 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Nitelikli hırsızlığa teşebbüs, resmî belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçlarından sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 35/2, 268/1. maddesi yollaması ile 267/1 ve 204/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis, 3 yıl hapis ve 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/12/2011 tarihli ve 2008/371 esas, 2011/1720 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 27/05/2014 tarih ve 2014/15225/51478 sayılı Kanun Yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/09/2014 tarih ve 2014/292307 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE
Sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun kanunda öngörülen cezasının nev’i ve süresine göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 7,5 yıllık dava zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, suçun işlendiği 03/12/2004 tarihi ile kararın kesinleştiği 10/12/2012 tarihi arasında bu sürenin dolmuş olması karşısında, davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği ve bu hususunda mahallinde mahkemesince verilecek ek kararla hâlli mümkün bulunduğu değerlendirilerek yapılan incelemede:
Dosya kapsamına göre, lehe kanun değerlendirilmesi yapılırken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. madde ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2014/30574, K. 2014/32399, 18 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama