1- Mühür bozma suçunun fiil öğesi bağlamında hukuka aykırılık unsurunun oluşması için mühürleme yetkisinin kanuni dayanağının bulunmasının zorunlu olduğu, elektrik idaresinin ise özelleştirildiği bu sebeple kayıt dışı elektrik kullanımının engellenmesini sağlayan mühürlemenin kamu güvencesine haiz olmadığı, ilgili kanunlarda özel şirketlere mühürleme yetkisi verildiğine ve buna aykırı davrananlar hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 203. maddesi hükümlerinin uygulanacağına ilişkin bir hükme yer verilmediği, buna göre özel hukuk tüzel kişisinin kamusal yetki kullanma hakkı olmadığından,
Anayasa ve Kanuna dayalı kamusal yetkiyi kullanan bir makam tarafından konulmuş mühürleme güvencesinin özelleştirme nedeniyle sona erdiği bu nedenle sanığa yüklenen "mühür bozma" suçunun unsurları oluşmadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabüle göre de;
2- Dosya içerisinde mühürleme tutanağının yer almaması karşısında; katılan kurumdan suça konu 27/03/2008 tarihinden önce düzenlenmiş bir mühürleme tutanağı bulunup bulunmadığı sorularak; var ise dosyaya bir suretinin denetime elverişli şekilde getirtilmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- “Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53.madde 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar,
kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemeye gelince;
1- Aşamalarda suçlamayı kabul etmeyen sanığın kovuşturma aşamasında alınan beyanında, suça konu evde .... ..., ... ... ve soy isimini bilemediği ... isimli kişilerin kaldığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; öncelikle belirtilen kişilerin beyanlarına da başvurulmak suretiyle suça konu evin suç tarihinde kimin sorumluluğunda bulunduğu hususu kesin bir biçimde tespit edilip sonucuna göre suç duyurusunda bulunularak kamu davası açılması halinde dava dosyalarının birleştirilerek yapılacak yargılama sonucunda sanığın hukuki durumunun tespiti gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
2- 02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkındaki Kanunun Geçici 2. maddesinin l. fıkrası uyarınca aynı maddenin 2. fıkrası gereğince, şikayetçi kurumun zararını tazmin etmesi halinde sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği hususu gözetilerek,
sanığın 06/11/2013 havale tarihli dilekçesi ekinde sunduğu ve kaçak kullanım bedelinin tamamının (257, 80 TL) ödendiğine ilişkin belgenin geçerli olup olmadığının katılan kurumdan sorulup bu suretle sanığın kurum zararını giderip gidermediği araştırılarak, gidermediğinin tespiti halinde, sanığın ödediği bedelin (geçerli ise) bilirkişi tarafından hesaplanacak bedeli karşıladığının tespit edilmesi durumunda; sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
ardından karşılamadığının tespit edilmesi durumunda ise sanığa “bilirkişi tarafından tespit edilecek vergiler dahil cezasız kaçak kullanım bedeline (ödenen kısım çıkarıldıktan sonra kalan bölüm) ilişkin zarar miktarını gidermesi halinde 6352 sayılı Yasının Geçici 2/2 maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine” dair bildirimde bulunularak sonucuna göre karar verilmesi zorunluluğu,
Kabüle göre de;
3- “Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53.madde 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar,
kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 10/07/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.