KÜNYE
13. Ceza Dairesi 2019/776 E., 2019/2871 K.·Kanun Yararına Bozma
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2019
Karar Metni
346 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Nitelikli hırsızlık suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-h, 143 ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay İstanbul Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/03/2018 tarihli ve 2017/388 esas, 2018/313 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 24/01/2019 gün ve 94660652-105-34-14897-2018-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 04/02/2019 gün ve 2019/10531 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Etkin Pişmanlık" başlıklı 168/1. maddesinde yer alan.
"Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs ve karşılıksız yararlanma suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir." şeklindeki ve 168/4. maddesinde yer alan "Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, somut olayda,
sanığın müştekiye ait işyerinden gece vakti sayılan zaman diliminde 1963067 seri numaralı kıymetli evraktan sayılan çeki ve 2.000,00 Türk lirası nakit parayı hırsızladığı, müştekinin 17/07/2017 tarihinde kollukta alınan ek beyanında sanığın babasının çeki getirip iade ettiğini, 2.000,00 Türk lirasının ise ödenmediğini ve olay sebebiyle de şikayetçi olmadığını ifade etmesi karşısında, mağdurun zararının bir kısmının giderildiği ve mağdurdan 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin aynı maddenin 4. fıkrası gereğince sanık hakkında uygulanmasına rızası olup olmadığı sorulduktan sonra,
sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2019/776, K. 2019/2871, 27 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama