KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/10979 E., 2006/14875 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
418 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, davalıya satmış oldukları malzeme bedellerinin ödenmediğini, tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dışı Formed limited Şirketinden alacaklı olduklarını, davacı şirket ve adı geçen şirketin kardeş firmalar olduğunu, bu nedenle davacı alacağının borçlarına mahsup edildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davacı şirket ve dava dışı Formed limited şirketinin ayrı ayrı tüzel kişilikler olması nedeniyle alacakları ve borçlarının da ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, davalının 26.323.534.400TL asıl alacağa yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67 ... maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşullardan değildir. İcra-İnkar tazminatı, aleyhinde icra takibine itiraz edilerek işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan başka; alacağın likit ve belli olması gerekir. Alacağın ... miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte yada bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise, başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece bu istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne varki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/10979, K. 2006/14875, 14 Kasım 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama