KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/11058 E., 2006/15654 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının çekici satın alıp karşılığında verdiği senetlere kefil olduğunu ve borcu kendisinin ödemek zorunda kaldığını, rücuan tahsili için yaptığı takibe de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çekiciyi ortak aldıklarını, bir kısım senetleri kendisinin ödeyip rahatsızlanınca çekiciyi davalıya verdiğini bir süre işlettikten sonra borcu ödeyemeyince terkedip gittiğini, araç adına kayıtlı olduğu için kalan bedeli ödeyemeyeceğinden aracı satıcıya iade edip kalan senetleri aldığını, aracın vergi borçlarını da kendisinin ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak 1.993 YTL. üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-15.4.2004 günlü dairemiz bozma ilamında “ taraflar arasında bir adi ortaklığın varlığının açık ve belirgin olduğu, kayıt maliki olan davacının çekiciyi 3. kişiye satmış olduğuna göre, bu tarihte ortaklığın son bulmuş olduğunun kabulü ile, mahkemece B.K.nun 539 ve sonraki maddeleri hükmünce tasfiye yapılarak, tarafların uzlaşıp uzlaşmadıkları noktalar saptandıktan sonra mahkemece tasfiyenin bizzat gerçekleştirilmesi gerektiği” açıkça vurgulanmıştır.
Taraflar arasındaki 10.9.1998 tarihli ortaklık sözleşmesine göre, ortaklığa konu çekicinin her iki ortak tarafından çalıştırılacağı, ve bu araçtan dolayı her türlü kâr ve zararın her iki ortağa ait olacağı anlaşılmaktadır.
Davalı, ortaklığa konu çekiciyi ilk 1 yıl birlikte çalıştırdıklarını, rahatsızlanınca 2000 yılı ocak ayında davacının alıp götürdüğünü, 2002 yılına kadar çalıştırıp kazanç elde ettiğini, sonra da kamyon garajına terk edip gittiğini, kendisinin kayıt maliki olduğundan aracın kalan borçlarına karşılık satın aldığı şahsa iade ettiğini ve borçları bu şekilde ödediğini, davacının ödediği bir kısım senet bedelini de, araç elinde iken elde ettiği kazançtan karşıladığını , kendisine kâr payı vermediğini, bu nedenle davacının talep hakkının bulunmadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre, tarafların çekicinin alınması sırasında ödedikleri bedeller (sermaye) tesbit edilerek, yarı yarıya ortaklık hükümlerine göre bu bedelin taraflara paylaştırılması ile hüküm kurulmuştur.
Oysa, taraf beyanlarına göre ortaklığa konu çekicinin zaman zaman davacı ve zaman zaman da davalı elinde kaldığı ileri sürüldüğüne göre, davacının ve davalının elinde kalıp çalıştırdığı süreler belirlenip, bu dönemlerde elde edilen kâr ve zarar hesabı yapılarak sermaye ile birlikte ortakların hisselerine düşecek miktarlar bulunup sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen eksik inceleme yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/11058, K. 2006/15654, 27 Kasım 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama