KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/11149 E., 2006/15410 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
701 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ... ... ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 19.1.1983 tarihinde noterde düzenlenen gayri menkul satış vaadi sözleşmesi ile davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 651 parsel sayılı taşınmazın kendisine satılmasının kararlaştırıldığını, 9.700.000 TL satış bedelini ödediğini, tapunun devredilmemesi nedeniyle açtığı cebri tescil davası sırasında taşınmazın 3. kişiye satılması nedeniyle davanın konusuz kaldığını, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtayca ödenen bedelin tazminat davasına konu edilebileceği gerekçesiyle kararın onandığını, davalıların sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle zarara uğradığını ileri sürerek taşınmazın rayiç değerine mahsuben şimdilik 20.000.000.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, evvelce açılan ferağa icbar davasının davacının kendi edimini yerine getirmediğinden reddedildiğini, davacının satış bedelini ödemediği hususunda kesin hüküm oluştuğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, taraflar arasında görülüp sonuçlanan Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/337 esas, 1995/554 karar sayılı ilamında,davacının sözleşme gereği ödeme yaptığını gösterir belge sunamadığı, kendi edimini yerine getirmeyen davacının açtığı cebri tescil davasının reddedildiği ve hükmün onanarak kesinleştiği, bu halde edimine yerine getirmeyen davacının tazminat talebine ... olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 19.1.1983 tarihinde noterde düzenlenen gayri menkul satış vaadi sözleşmesi ile davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 671 parsel sayılı taşınmazın 9.700.000 TL bedelle davacıya satılmasının kararlaştırıldığı, satış bedelinden 1.000.000 TL peşin alınarak bakiyesinin 5 adet senet mukabilinde ödeneceğinin yazıldığı, davacı tarafından 25.12.1984 tarihinde açılan cebri tescil davası ile davalı yanca açılan sözleşmenin feshi davasının birleştirilerek görülmesi sırasında dava konusu taşınmazın dava dışı 3. kişilere satılması sonucu açılan muvazaa nedeniyle tapu iptal tescil davasının da birleştirildiği,
mahkemece yapılan yargılama sonunda kendi edimini yerine getirmeyen davacı ...’ın karşı tarafın edimini yereni getirmesini isteyemeyeceği, satış vaadi sözleşmesine dair ödeme yapıldığını gösterir belge sunulamadığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davaların reddine, davacı ...s tarafından açılan sözleşmenin iptaline dair davada ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş;
hükmün davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.11.1997 tarihli ve 9698/9512 sayılı ilamı ile “...özellikle taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 19.1.1983 tarihli satış vaadi sözleşmesinde bedelin bir bölümünün ödenmemesi halinde davalıya hisse tapusu verileceğini öngören kararlaştırmanın, satış vaadi sözleşmesine konu olan taşınmazın 3. kişiye satılarak imkansız hale gelmiş olması nedeniyle ancak bu konuda açılabilecek bir tazminat davasına konu edilebileceğine göre...onanmasına” karar verildiği, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/337 esas, 1995/554 karar sayılı ilamının gerekçesinde, davacının kendi edimini yerine getirmediği yazılı ise de açıklanan onama ilamının gerekçesinde davacının ödediği bedel hakkında tazminat davası açabileceğine işaret edilmiş olmasına göre, davacının edimini yerine getirmediği ve hiç ödeme yapmadığı hususunda kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Aksine davacının sözleşme gereğince bir kısım ödeme yaptığının kabulü gerekir. Davacı satış bedelinin tamamını ödediğini iddia ederken davalı yan satış bedelinin tamamen ödenmediğini savunmaktadır. O halde mahkemece, öncelikle davacının yaptığı ödeme miktarın tespiti gerekir.
Bu yöndeki taraf delilleri, evvelce açılıp sonuçlanan dava dosyası içindeki taraf beyanları ve deliller, senet asılları, ve tüm deliller değerlendirilmeli, davalı yandan kabul edilen ödeme miktarı sorulmalı, özellikle davalı ... ve ... ...’ın 25.5.1990 tarihinde karakolda verdikleri ifadelerinde satış bedelinin 4.000.000 TL’sinin ödendiğini bildirdikleri ifadeleri üzerinde durularak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle, yapılan ödeme miktarı tespit edildikten sonra, saptanan miktarın satış bedeline oranı tespit edilmelidir.
Taraflar arasına düzenlenen satış vaadi sözleşmesi noterde yapılmış olup geçerli bir sözleşme olduğundan taşınmazın 3. şahsa satılması nedeniyle ifanın imkansız hale geldiği tarih itibariyle belirlenecek rayiç değerini tazminat olarak isteme ... bulunmaktadır. Ne var ki bu bedel ödediği miktara orantılı olmalıdır.
Mahkemece davacının ödediği miktarın ve satış bedeline oranının tespiti ile bu oranın 3. şahsa satış tarihindeki rayiç değere uygulanması sonucu bulunacak bedele hükmedilmesi gerekirken delillerin yanlış değerlendirilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/11149, K. 2006/15410, 23 Kasım 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama