KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/3365 E., 2008/2901 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
871 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının vekili sıfatıyla, Silivri Asliye Hukuk Mahkemesine ait olan 2000/733 E. sayılı davayı takip etmekte iken, davalı tarafından haksız olarak azledildiğini, sözleşmede kararlaştırılan vekalet ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek, alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Silivri Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2000/733 E. ve Silivri Asliye Ceza Mahkemesine ait 2000/622 E. sayılı davaları takip etmesi için davacıyı vekil olarak görevlendirdiğini, ancak davalının ceza davasını hiçbir şekilde takip etmediğini, takip ettiği hukuk davasında da gerekli özen ve önemi göstermediğini, davacıyı haklı olarak azlettiğini, vekalet ücretini de işin başında ... olmasına rağmen kendisine ödeme belgesi verilmediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, yapıldığı tarih itibariyle sözleşmenin geçerli olduğu benimsenmek suretiyle davanın kabulüne, takibe itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı ile davacı avukat arasında 2.9.2000 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin imzalandığı, davacının, sözleşmede işin konusu olarak belirtilen Silivri Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2000/733 E. sayılı davayı açarak takip ettiği sırada davalı tarafından 3.9.2001 tarihli ihtarla vekaletten azledildiği dosya kapsamı ile anlaşılmakta olup, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı avukat, haksız azil nedeniyle gerek Avukatlık
2006/3365-2008/2901
Kanununun 174. maddesi, gerekse vekalet ücret sözleşmenin 7. maddesinde bulunan “Muhik bir sebep olmaksızın müvekkil avukatı azlettiği....takdirde kararlaştırılan ücretin tamamını ödemeye mecburdur.” Hükmü gereğince vekalet ücretinin tamamını talep etmekte haklıdır. Davacı avukata ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespiti için ise öncelikle, uyuşmazlığa uygulanacak Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur.
13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı Kanunun 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen, “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 8.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
Taraflar arasındaki sözleşme, 2.9.2000 tarihli olduğundan, bu dava ile ilgili ücret uyuşmazlığının çözümünde, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 1136 sayılı Kanunun, 4667 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümleri esas alınmalıdır. Bu noktada taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin geçerli olup olmadığının, dolayısıyla davacının sözleşmede belirtilen ücreti talep etmekte haklı olup olmadığının belirlenmesi gereklidir.
Nitekim, vekalet ücret sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece de resen gözetilmesi gereken bir husustur.
Bu açıklamalardan sonra, yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine göre, taraflar arasındaki 2.9.2000 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin, geçerli olup olmadığının incelenmesine gelince;
1136 sayılı Kanunun, 2.5.2001 tarihli 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki 164. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğince, vekalet ücretinin belli ve muayyen olması gerekli olup, yine aynı kanunun 164. maddesinin 2. fıkrasına göre de, %25’i aşmamak üzere nispi bir ücretin vekalet ücreti olarak kararlaştırılması mümkün ise de, bunun geçerli olabilmesi, başarıya göre değişme koşulunu taşımasına bağlıdır.
Başka bir ifade ile, davada gösterilen başarıya göre değişmek ve %25’i aşmamak üzere, dava olunan veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. Avukatın davayı kazanması durumunda belli bir ücret alacağı, kaybetmesi durumunda ise hiçbir ücrete hak kazanamayacağı, diğer bir deyişle avukatın ücret almasının, davayı kazanma koşuluna bağlı olacağı yolundaki sözleşmeler geçerli değildir.
Yine aynı Kanunun 164. maddesinin 3. fıkrasına göre de, dava konusu mal, alacak veya hak gibi kıymetlerden bir kısmının aynen avukata ait olacağına ilişkin sözleşmeler de, “hasılı davaya iştirak” niteliğinde olduğundan geçersizdir.Dava konusu olayda, taraflar arasındaki 2.9.2000 günlü ücret sözleşmesinin, “tahsil edilen miktarın %15’i veya 15.000 DM” şeklindeki ücrete ilişkin hükmü, az yukarda açıklanan yasanın öngördüğü “belli ve muayyen olma” ve
2006/3365-2008/2901
“başarıya göre değişme” koşullarını taşımadığı için geçersizdir. Davacı geçersiz olan bu sözleşmeye dayanarak sözleşmede kararlaştırılan ücreti talep edemez. Yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı veya sözleşme mevcut olmakla birlikte geçerli olmadığı durumlarda, avukata ödenmesi gereken vekalet ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir.
Dava konusu olayda taraflar arasındaki ücret sözleşmesi geçerli olmadığına göre, davacı tarafından davalının vekili sıfatıyla açılan, Silivri Asliye Hukuk mahkemesine ait 2000/733 E. sayılı dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince davacıya ödenmesi gerekli olan vekalet ücreti hesaplanıp, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece aksine düşüncelerle, açıklanan yasa hükümlerine aykırı olarak sözleşmeye geçerlilik tanınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı, vekalet ücreti alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takibinde 8.642.160.000 TL asıl alacak ile 602.839.000 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.244.999.000 TL üzerinden, toplam alacağa takipten itibaren işleyecek faiziyle birlikte takip başlatmış, davalının itirazı üzerine de itirazın iptalini talep etmiş olup, mahkemece “itirazın iptaline, takibin devamına” şeklinde hüküm kurulmakla, toplam alacak üzerinden faiz yürütülmesine karar verilmiş olunmaktadır ki, bu durum B.K.nun 104/son maddesinde düzenlenen faize faiz yürütülemez hükmüne aykırı olup, kabul şekli bakımından bu husus da ayrıca bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/3365, K. 2008/2901, 3 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama