KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/3759 E., 2006/10169 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
789 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... ilçesi ... köyü 197-198 nolu parsellerdeki taşınmaza pamuk, ekimi yaptığını, taşınmazın bir kısmının kendisine ait olduğunu, bir kısmını da kiraladığını, sulama amaçlı olarak kurduğu elektrik tesisleri için elektrik teminine ilişkin davalı idareye abone olduğunu, davalının taahhüdüne güvenerek de sondaj kuyusundan sağladığı su ile tarım ürünleri ekimi yaptığını, ancak sık sık yaşanan elektrik kesintisi ve voltajdaki dalgalanmalar nedeni ile,
gerekli enerji verilemediğinden ektiği ürüne zamanında yeterli su veremediğini ve zarara uğradığını, zarar oranlarının tesbit raporu ile belirlendiğini, ürün kaybı nedeni ile devletten aldığı destekleme priminden de yararlanamadığını ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak, 5.500 YTL. zararın tesbit tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan ödetilmesini istemiş, ıslah talebi 23.553.36 YTL. ye çıkarılmıştır.
Davalı, davanın reddini dilemiş, karşı dava ile de davacının elektrik borcu 7.471.50 YTL.nın faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, ürün kaybı ve doğrudan gelir desteği kaybı toplamından %10 oranında davacının kusur indirimi yapılarak 21.198.02 YTl.nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, karşı dava harçlandırılmadığından bu dava açısından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece hükme esas alınan ... imzalı bilirkişi raporunda, ... Tarım İl Müdürlüğü ve ... İlçe Tarım Müdürlüğü verilerine atıf yapılarak, 2004 yılı sulu şartlarda pamuk tarımı girdileri ( motopompla sulama ) arasında sayılan sulama ve işçiliği bedeli olarak 28.000.000 TL. bedel esas alınmıştır.
Dosyaya celbedilen ... ili merkez ilçe 2003-2004 yılı tarım ürünleri tahmini maliyet cetvelinde yer alan girdiler arasında ise, pamuk ürününün kanaletten sulanması halinde sulama ve işçilik bedeli toplamının 28.000.000 TL. , motopompla sulanması halinde de, sulama ve işçilik bedeli toplamının 48.750.000 TL. olarak bildirildiği görülmektedir. Oysa ...
İlçe Tarım Müdürlüğü’nce bildirilen ve hükme esas alındığı anlaşılan 2004 yılı pamuk ürünü için girdilerde motopomp ve kanalet ayrımı yapılmadan sulama ve işçilik bedeli olarak toplam 28.000.000 TL. girdi bedeli bildirilmiştir. Davacının pamuk ürününü motopompla kuyudan temin edilen su ile suladığı anlaşıldığına göre, dava konusu taşınmazlar için motopompla sulama ve işçilik bedelinin araştırılıp, gerektiğinde, ...
İlçe Tarım Müdürlüğü’nden bu husus sorularak ve sulama ile işçilik ücretini 48.750.000 Lira olarak belirleyen tespit bilirkişi raporuna davacının itiraz etmediğinden davalı yararına oluşan müktesep hak da göz ardı edilmeden sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Açıklama içermeyen İlçe Tarım Müdürlüğü verilerine göre hesap yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- Davacı, davaya konu taşınmazlardan bir kısmında hissedar olduğunu bir kısmını da kiraladığını açıklamıştır. Mahkemece bu konu üzerinde durulmamış, tapu kayıtlarının tümü dosyaya celbedilmemiş, herhangi bir araştırma yapılmamıştır. ... İlçe Tarım Müdürlüğü’nden bildirilen 2004 pamuk ürünü için sayılan girdiler arasında tarla kirası da sayılmıştır. Bu nedenle, davacının kiraladığı taşınmazlar için kira ödemelerinin maliyet hesabına dahil edilmesi ve zarar hesabının bu girdi de dahil edildikten sonra bulunması gerekir. Bu hususların göz ardı edilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4-Davacı dava dilekçesinde, elektrik kesintisi ve yetersizliği probleminin ilde sıkça yaşanan ve herkesçe bilenen bir durum olduğunu, davalı idarenin de elektrik kesintilerinin kaçak elektrik kullanımından ve çiftçinin ...’a olan borcundan kaynaklandığını belirterek sorunun varlığını kabul ettiğini açıklamıştır. Davacının dava konusu sulama aboneliği de 2001 yılına ilişkindir.
Davacının elektrik kesintisinden haberdar olduğu ve bu yörede sık sık voltaj dalgalanmalarının meydana geldiği bir gerçek olduğuna göre, davacının da en azından 3-4 yıldır da tarım ürünleri ekimi yaptığı gözetildiğinde, buna rağmen 142 dekardan fazla tarlaya sulu ekim yapması halinde zararın oluşacağını öngörmesi gerektiğinin kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davacının B.K.nun 44. maddesi gereğince müterafik kusurunun % 10’la sınırlı tutulması doğru değildir.
Mahkemenin hükmüne dayanarak yaptığı bilirkişi raporunda, davanın, mahsullerin ekim döneminden sonra elektrik kesintisini açıklaması kusura kıstas alınmış olup, geçmiş yıllardaki elektrikle ilgili sıkıntının davacı tarafından bilindiği ve bununda davacı yönünden kusurunu daha da ağırlaştıracağı gözardı edilmiştir. Böyle olunca, mahkemece davacının müterafik kusurunun daha fazla olduğu üzerinde durulmalı buna göre karar verilmelidir.
Kusur izafesinin de, yanlış değerlendirilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
5-Davacı, dava dilekçesi ile fazla hakları saklı kalarak 5.500 YTL.nın ödetilmesini istemiş, 24.10.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile harcını ikmal ederek, talebini 18.053.36 YTL.na çıkarmıştır. Davacının yapmış olduğu ıslah kısmi ıslah olup, ferileri ıslah tarihi itibariyle uygulanmalıdır. Bu nedenle, kısmi ıslah halinde ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulabilir. Mahkemece, bu yön göz ardı edilerek kabul edilen alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olup, ayrıca bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/3759, K. 2006/10169, 19 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama