KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/5120 E., 2006/9073 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya olan borçları nedeniyle aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı ile protokol yaparak borcun yeniden yapılandırıldığı, protokol gereği kısmi ödemeler yaptığını, davalının bu ödemelere rağmen icra takibinde gereken mahsup işlemini yapamaması üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesinde 2001/254 esasında kayıtlı menfi tesbit ve istirdat davası açtığını yapılan yargılama sonucu 8.4.2004 tarihi itibariyle borcunun 9.221.750.000 TL olarak belirlendiğini, davalının bu karardaki miktarı esas alarak icra takibine devam ettiğini, oysa protokol gereği yaptığı ödemeler mahsup edildiğinde davalıya borcu kalmadığından borçlu olmadığının tesbiti ile icra dosyasının infazen kapatılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ortada kesin hüküm olduğunu, 8.4.2004 tarihinden sonra hiçbir ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının 8.4.2004 tarihi itibariyle borcunun 1.764.300.685 TL asıl alacak 4.055.474.720 TL işlemiş faiz olduğunun tesbitine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Açılan bir davada mahkemece işin esasının incelenebilmesi için bulunması veya bulunmaması gereken şartlara dava şartı denir. Bulunması gereken dava şartlarından birisinin olmaması veya olmaması gereken dava şartlarından birisinin olması halinde mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadan dava reddedilmelidir. Bu koşullar kamu düzeni ile ilgili oluduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen gözetileceği gibi, karar temyiz edildiğinde de aleyhe bozma yasağı uygulanmaz. Kesin hükümde dava şartlarından olup, bir uyuşmazlık kesin hükme bağlandıktan sonra yeni bir dava konusu yapılamaz, yapılırsa mahkemece davanın esasına girilmeden reddi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından davalı ... aleyhine ... Asliye Hukuk Mahkemesinde 26.3.2001 tarihinde açılan 2003/1168 esas sayılı menfi tesbit ve istidat davasında; davalı tarafından ...
1.İcra Müdürlüğünün 1998/527 sayılı takip dosyasında aleyhine icra takibi yapıldığı davalı ile yapılan protokol gereği borcun ödeme planına bağlandığını, bu ödeme protokolu doğrultusunda ödemeler yaptığını, ancak davalının protokol gereği yaptığı ödemeleri mahsup etmeksizin icra takibine devam ettiğini, yaptığı ödemeler toplamının borcundan fazla olduğunu belirterek borçlu olmadığının tesbiti ile fazladan yapılan ödemelerin istirdatını istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 11.5.2004 tarihli kararla 8.4.2004 tarihi itibariyle davacı borcunun 9.221.750.000 TL olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
Davacı 23.2.2005 tarihinde davalı ... aleyhine açtığı ... bu davada; açılan ilk davanın yapılan yagılaması aşamasında yaptığı 6.000.000.000 TL nakit ödeme ile senet karşılığı yaptığı 650.000.000 TL'lik ödemenin gözetilmediğini, buna bağlı olarak faiz hesabının doğru yapılmadığını, davalının ilk kararın kesinleşmesini takiben ...
İcra Müdürlüğünün 1998/527 sayılı dosyasında (yenilenerek 2004/1836 esas numarasını ...) yaptığı bu ödemeler mahsup edilmeden takibe devam edildiğini oysa davalıya borcu kalmadığını iddia ederek yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonucu kararın gerekçesinde 8.4.2004 tarihi itibariyle davacı borcunun 5.819.775.405 TL olduğu belirtilmiş, hüküm kısmında davacının ...
1.İcra Müdürlüğünün 1998/527 sayılı dosyasında davacı borcu 8.4.2004 tarihi itibariyle 1.764.300.685 TL asıl alacak 4.055.474.720 TL işlemiş faiz borcu olduğu belirtildikten sonra toplam borç maddi hata sonucu 4.101.974.595 TL olarak saptanmıştır.
Görüldüğü gibi her iki davanın tarafları konusu, sebebi ve menfi tesbite esas 8.4.2004 tarihi itibariyle aynıdır. Bu durumda ... bu davaya konu uyuşmazlıkla ilgili kesin hüküm bulunmaktadır. mehkemece kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hükmün kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 2-Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre davacının temyiz itarazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/5120, K. 2006/9073, 5 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama