KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/5951 E., 2006/8590 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
522 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 29.5.1990 tarihli taksim sözleşmesi ile davalı ile müştereken maliki bulundukları ... ili ... ilçesi 3692,3693,3694 ve 3695 no’lu taşınmazları aralarında paylaştıklarını, 3692 ve 3693 no’lu parsellerin kendisine, 3694 ve 3695 no’lu parsellerin ise davalıya bırakıldığını ancak davalıya isabet eden taşınmazların diğerlerinden biraz daha fazla değere sahip olması nedeniyle davalıya isabet eden 3694 parsel no’lu taşınmaz üzerinde yapılacak olan binanın zemin ve çatı ... dışındaki diğer katlarında bulunacak dairelerden birinin inşaat ruhsatı onaylanıp, kat irtifakının kurulmasını takiben kendisine verileceğinin kararlaştırıldığını,
davalının payına düşen 3694 parsel sayılı taşınmaz üzerine 19996 yılında inşaat ruhsatı alıp kat irtifakı oluşturarak bina inşa ettiği halde, taahhüt ettiği dairenin mülkiyetini kendisine devretmediğini ileri sürerek, taahhüt edilen dairenin tapu devrinin sağlanması, bunun mümkün olmaması halinde ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere değeri üzerinden şimdilik 6.000.000.000 TL’nin faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının ıslah dilekçesi de dikkate alınmak suretiyle, verilmesi taahhüt edilen dairenin dava tarihindeki değeri olan 29.756,00 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-29.5.1990 tarihli taksim sözleşmesi ile tarafların müştereken maliki bulundukları taşınmazları aralarında paylaştıkları, ancak davalıya isabet eden taşınmazların daha değerli olması nedeniyle davalıya verilen 3694 parsel no’lu
taşınmaz üzerinde yapılacak olan binanın, zemin ve çatı ... dışındaki diğer katlarında bulunacak dairelerden birinin inşaat ruhsatı onaylanıp, kat irtifakının kurulmasını takiben davacıya verilmesinin kararlaştırıldığı, dosyada mevcut olan tapu sicilinden gönderilen yazı gereğince de davalıya düşen 3694 ve 3695 no’lu parsellerin 5298 parsel numarası altında birleştirilerek 26.6.1998 tarihinde kat irtifakının kurulduğu anlaşılmakta olup, şartları oluştuğu halde davalının sözleşme ile taahhüt ettiği edimini yerine getirmemesi nedeniyle davacı, daire bedelini talep etmekte haklı ise de, sözleşmede açıkca “...inşaat ruhsatının tasdik edilip,
kat irtifakının kurulmasını müteakip, derhal, bizlerden ...’a verilecektir.” hükmü bulunmakta olduğundan davacı ancak, kendisine verilmesi taahhüt edilen dairenin, 3694 parsel no’lu taşınmaz üzerinde yapılacak olan binanın kat irtifakının kurulduğu 26.6.1998 tarihindeki değerinin ödetilmesini isteyebilir.
Mahkemece sözleşmedeki açık hükme rağmen davalıya verilmesi taahhüt edilen dairenin dava tarihindeki değerinin tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 6.000.000.000 TL’nın faiziyle birlikte tahsilini istemiş, yargılama sırasında 12.9.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile de dava miktarını 29.756,00 YTL’ye çıkarmıştır. Bu durumda 6.000 YTL üzerinden dava tarihinden itibaren, ıslahla artırılan 23.756 YTL üzerinden ise ıslah tarihi olan 12.9.2005 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, mahkemece ıslah edilen miktarla birlikte tüm dava miktarı üzerinden dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması da kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup ayrıca bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/5951, K. 2006/8590, 29 Mayıs 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama