KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/11032 E., 2008/866 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kendisine ait olan 200 dekarlık tarlayı 70.000 Euro karşılığında haricen yapılan sözleşme ile davalıya satmayı vaad ettiğini, 30.000 Euronun ödenmesine rağmen bakiyesinin ödenmediğini, bu nedenle sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, tarladaki biçilmemiş ayçiçeği mahsulünün de kendisine teslim edilmediğini ileri sürek, satış bedelinin ödeneceğine güvenerek yaptığı masraflar ile 3. şahıslara borçlandığı miktarlar ve alamadığı ayçiçeği mahsulü nedeniyle toplam 25.000 YTL’nin ödetilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin resmi biçimde yapılmadığından geçersiz olduğunu, bakiye bedeli davacının teslim almadığını, aynı sözleşme ile yapılan kira sözleşmesinin geçerli olup, ayçiçeği mahsulünü de davacının alıp götürdüğünü savunmuş, birleşen dava ile de, taşınmaza ektiği buğday mahsulüne davacı tarafından müdahale edilerek zarar verildiğinin tesbit raporu ile belirlendiğini ileri sürerek, 1.600 YTL. zarar tutarının faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden, “ayçiçek mahsulüne verilen zarar miktarı olan 3.672 YTL’nin davalı-karşı davacıdan tahsiline diğer isteklerin reddine, birleşen davanın ise reddine” ilişkin verilen ilk hüküm, tarafların temyizi üzerine, sair temyiz itirazları reddedilerek,
“asıl davada kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği” ve “birleştirilen davanın da 1.589,57 YTL. üzerinden kabulü gerektiği” noktalarından bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl davanın vekalet ücreti dışındaki kısmının kesinleştiği, vekalet ücretinin de birleştirilen davacı-karşı davalı ...’in açtığı davada dikkate alınacağı belirtilerek davacı ...’ün açtığı dava ile ilgili olarak hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı ...’in açtığı birleştirilen davanın ise kabulüne,
1.589,57 YTL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan tahsiline, asıl dava ve birleştirilen davada reddedilen kısım için ayrı ayrı olmak üzere toplam 900,00 YTL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalı ...’e verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK’nun 388/son maddesi gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur.
Somut olayda mahkemece asıl ve birleştirilen davalar yönünden HUMK’nun 388. ve devamı maddelerinde belirtildiği şekilde ayrı ayrı hüküm kurulmadığı gibi, asıl davanın vekalet ücreti dışındaki kısmının kesinleştiği, vekalet ücretinin de birleştirilen davada dikkate alınacağından bahisle yazılı şekilde asıl dava yönünden yeniden hüküm kurulmaksızın, asıl davaya ilişkin olan vekalet ücretinin, birleştirilen davada reddedilen kısım üzerinden hesaplanan vekalet ücreti ile toplanmak suretiyle davalı-karşı davacıdan tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma şekil ve sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/11032, K. 2008/866, 28 Ocak 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama