KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/11461 E., 2008/1171 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 18.000,00 YTL değerindeki sofralık yaş üzümü dava dışı ... adlı simsar aracılığıyla davalıya sattığını, satış bedelinin peşin ödeneceği söylendiği halde üzümü kestikten sonra kendisini oyaladıklarını, ısrarı sonucu ...’ın davalı tarafından imzalandığını söylediği bonoyu getirerek kendisine verdiğini, bono vadesinde ödenmeyince davalıdan istediğinde davalının imzayı inkar ettiğini ileri sürerek 18.000,00 YTL satış bedelinin tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında sözlü veya yazılı bir alışveriş olmadığını, davacıdan üzüm satın almadığını, davacıyı ve ... ...’yu tanımadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, yörede yaş üzüm satışının sözlü yapılmasının teamül halinde olması nedeniyle dinlenen tanık beyanlarına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, dava dışı simsar ... aracılığıyla davalıya yaş üzüm sattığı ve bedelinin ödenmediği iddiası ile eldeki davayı açmıştır. Davalı satım ilişkisini inkar etmiştir. Taraflar arasında satıma ilişkin yazılı belge bulunmamaktadır. HUMK.nun 288 ve devamı maddeleri gereğince olayda miktar itibariyle tanık dinlenemeyeceği gibi tanık dinlenmesine dair davalının açık onayı da bulunmamaktadır.
Davacı, yörede bu tür sözleşmelerin örf ve adet gereği sözlü olarak yapıldığını savunmuştur. HUMK 293/4 maddesi hükmüne dayanılarak tanık dinlenebilmesi için teamül unsurunun gerçekleşmesi ve bir çevrede herhangi bir hukuki işlemin devamlı olarak senede bağlanmamasının adet haline gelmesi ve bu hususun zaman içinde herkesçe uyulmak suretiyle istikrarlı bir nitelik kazanmış bulunması ve ayrıca kamu oyunda da bu teamüle inanılmış olması gerekmektedir.
Mahkemece bu tip sözleşmelerin yazılı olarak yapılıp yapılmadığına dair teamül, örf ve adet bulunup bulunmadığı ... Odası Başkanlığı, Tariş ve İlçe Tarım Müdürlüğünden sorulmuş, ...
Odası cevabında, yörede, yaş üzüm alışverişinin yıllardır sözlü olarak yapıldığı ve bu olayın alışkanlık haline geldiği fakat son yıllarda ihracatın artması, işletmelerin yoğunluğu ve uluslar arası anlaşmalar gereği sözleşmeli tarıma doğru gidildiği, alıcı firma ile satıcı çiftçi arasında üretimden satıma kadar sözleşmeler yapılmaya başlandığı, bu kez de sözleşmelerin okunmadan imzalanması nedeniyle sorunlar yaşandığı bildirilmiştir.
Bu cevaba göre yörede yazılı anlaşma yapılmamasının HUMK’nun 293/4 maddesi anlamında teamül haline geldiği kabul edilemez ve tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz. Aksinin kabulü halinde dahi mahkemece hükme esas alınan tanık beyanlarında davacının satım sözleşmesini simsar ile yaptığı açıklanmış olup alış verişin davalı ile yapıldığına dair görgüye dayalı bir bilgi de vermemişlerdir. Açıklanan yönden de tanık beyanlarına itibar edilmesi doğru görülmemiştir.
Davacının ibraz ettiği kantar fişlerinde isim ve imza bulunmadığından ispata yarar nitelikte bulunmamaktadır. O halde davacı iddia ettiği şekilde davalı ile arasında satım akti olduğunu yazılı delillerle ispatlayamamıştır.
Ne var ki davacı delilleri arasında açıkça yemin deliline dayanmış olduğuna göre mahkemece davacıya, iddiasını ispat yönünde yemin teklif etme ... bulunduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken delillerin yanlış değerlendirilmesi suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/11461, K. 2008/1171, 31 Ocak 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama