KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/11949 E., 2008/2980 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan kredi kartı üyelik sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığını, BK. 484.maddesi gereğince kefilin sorumlu olması için kefalet limitinin açıkça belli edilmesi gerektiği, oysa sözleşmede kefalet limitinin belirlenmediği, için sorumlu olmadığını, davalının bu sözleşmeye dayanarak aleyhine icra takibi yaptığını, ve 8.000 YTl. için haciz işlemi başlattığını belirterek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı tarafın sözleşmeyi garantör sıfatı ile imzaladığını, bu nedenle davalının limitle bağlı olmaksızın sorumlu olması gerektiği gibi kredi kartı üyelik sözleşmesinde limitin 3.500.00 YTl. olarak belirlendiği, savunularak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının sözleşmeyi garantör olarak imzalamışsa da Yargıtay İçtihatları gereği kefalet amacıyla imzalandığının kabulü gerektiği, BK. 484. maddesi gereğince kefilin sorumlu olması için kefalet limitini belli edilmesigerektiği, ancak davacının kefalet limitinin belirli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Davalı banka ile dava dışı ... arasında 25.10.1999 tarihinde kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalandığı, davacının ... eden sıfatı ile bu sözleşmeyi imzaladığı kredi limitinin 3.500.00.000 TL. olduğu, sözleşmeden doğan borcun ödenmemesi üzerine davalı bankanın ... İcra müdürlüğünün 2002/121 sayılı dosyasında 2.173.366.825 Tl. asıl alacak 2.105.000.000 TL. işlemiş faiz BSMV, KKDF ve masraf olmak üzere toplam 4.278.366.925 Tl.nın tahsili için asıl
borçlu ve davacı aleyhine icra takibi yaptığı, davacı ... 8.000.00 YTL. ye ulaşan borcu için menkul ve gayrimenkullerinin haczine karar verildiği dosya içeriği ile sabit olduğu gibi husus mahkemenin de kabulündedir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hiçbir menfaati olmadan, ticari gaye gütmeksizin, iyi ilişkiler nedeniyle tüketime yönelik banka kredi kartı kullanmasına imkan tanımak için verilen teminatın ... veren sıfatı ile imzalansa dahi kefalet amacı ile verildiğinin kabulü gerekir. (11. Hukuk Dairesi 28.1.2002 tarihli 10654-506 sayılı kararı) Mahkemenin, davacının sözleşmeyi ... veren sıfatı ile imzalamasına karşılık kefil olarak imzaladığını kabul etmesi doğrudur.
BK. 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerli olması için kefilin sorumlu olacağı tutarın en üst sınırının gösterilmesi gerekir. Kefilin sorumlu olacağı miktar belli değil ise sorumluluğu söz konusu olmaz. Bu konuda bir belirsizlik oluştuğu durumlarda sözleşmelerin hukuki sonuç doğuracak şekilde yorumlanması esastır, ilkesinden hareket edilmelidir.
Öte yandan 12.4.1999 tarih ve 14 esas, 13 karar sayılı İçtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere kefalet senedinde kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığı ve senetten böyle muayyen bir miktarın anlaşılması kabil olup olmadığı hususunun hakim tarafından resen nazarı itibari alınması gerekir.
Az yukarda belirtilen sözleşmenin yorumuna ilişkin ilke ve İçtihadı birleştirme Kararında ortaya konan ilke birlikte değerlendirildiğinde kredi limitinin aynı zamanda kefalet limiti olarak kabul edilmesi gerektiğini ortaya koyar. Kaldı ki bankacılık uygulamasında limiti beli kredi sözleşmesinin asıl borçlu ile imzalayan kefilin sorumlu olacağı en üst miktar kredi limiti olarak belirlenen tutardır.
Bu nedenle davacının kefalet limitinin sözleşmedeki kredi limiti olan 3.500.000.000 Tl. olarak kabulü ile soncuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, kefalet limiti belli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/11949, K. 2008/2980, 3 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama