KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/13419 E., 2008/2246 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
664 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil veya tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... ve vekili avukat Niyazi Körez ile davacı vekili avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 23.01.2001 tarihli Kooperatif Üyelik Hakkı Devir Sözleşmesi ile davalıdan villa satın aldığını, taşınmazın tapusunun uzun süre verilmemesi üzerine yaptırdığı tespitte, davacının belirttiği gibi bir kooperatifin olmadığını öğrendiğini ileri sürerek böyle bir villanın tespiti halinde adına hükmen tescilini olmadığı takdirde 150.000,00 YTL maddi, 50.000,00 YTL manevi tazminatın tahsili isteminde bulunmuş, 23.11.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 170.000,00 YTL maddi, 75.000,00 YTL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı, toplam 16 arkadaşın bir araya gelerek her birisine bir villa düşecek şekilde ortaklık kurarak inşaata başladıklarını, davacı ile yapılan sözleşmede sehven kooperatif hissesi olarak yazıldığını, ortada herhangi bir kooperatif bulunmadığını, kendisinin sıkışması üzerine payına düşecek olan villayı davacıya 20.000,00 YTL’ ye sattığını, parasının 17.000,00 YTLsinin ödenip bakiyesinin ödenmediğini, bilahare ortaklık aidatlarını ödeyememesi üzerine ortaklıktan çıkarılmasının gündeme geldiğini, davacı ile görüşmek sureti ile bu taşınmazı 3. şahıslara 31.500,00 YTL ye sattığını 17.500,00 YTL’ yi davacıya ödediğini bakiye 14.000,00 YTL ile davacının döviz bozdurması nedeni ile uğradığı zararı ödemeye hazır olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Dava konusu taşınmazın rayiç değeri tespit edilerek, davalı tarafından ödenen 17.500,00 YTL’nin işleyen faizi hesaplanmak ve bu bedelden indirilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne; Tapu İptal ve tescil talebinin reddine, 148.672,00 TL maddi tazminat ile 6.000,00 YTL manevi tazminatın davlıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında bulunan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-23.1.2001 tarihli taraflar arasındaki Kooperatif Üyelik Hakkı Devir Sözleşmesi ortada herhangi bir kooperatif bulunmadığından geçersiz olup, yine tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri) O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar sadece verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gereğince satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması gereklidir.
Somut olayda davacı tarafından satış bedeli olarak davalıya ödenen bedelin edimin ifasının imkansız hale geldiği tapunun 3. şahıslara devredildiği 8.2.2005 tarihi itibariyle ulaşacağı alım gücü karşılığının tesbit edilip bu miktarın ödetilmesine karar verilmesi gerekir.
Ancak davalı tarafından 5.11.2004 tarihinde 10.000,00, 11.11.2004 tarihinde 7.500,00 YTL ödendiği anlaşılmakta olup, yargılama sırasında davalının taşınmazı 31.500.00 YTL’ye sattığını bakiye bedel 14.000.00 YTL’yi ve davacının kur farkından doğan zararını da ödemeyi kabul ettiğini belirtmesi karşısında mahkemece davacının ödediği bedelin 8.2.2005 tarihi itibariyle ve denkleştirici adalet ilkesine göre ulaştığı değerin ve davalının yukarıda açıklandığı şekilde kabul ettiği miktarın ayrı ayrı bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi ve davalının ödediği 17.500.00 YTL’nin düşülmesi ve hangi miktar fazla ise ona hükmedilmesi gerekirken,
aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-BK. 49, maddesi hükmünce manevi tazminat için kişisel yararların haleldar olması ön şart olup bu hüküm mal varlığına ilişkin zarar halini kapsamamaktadır. Mal varlığına yönelen bir eylem az veya cok kişiyi manevi bir üzüntüye düşürebilir. Fakat boyle bir üzüntu, BK. 49 ve MK. 24. maddesinde korunan kisisel hakların ihlalinden doğan bir eylem niteliğinde değildir. O halde davacının manevi tazminat isteginın reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/13419, K. 2008/2246, 19 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama