KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/14690 E., 2008/5703 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların, murislerine ait taşınmazı, tek mirasçısı olduğu murisi ... ...’a 1975 yılında 18.000 TL karşılığında sattıklarını, tapuda işlem yapılmadığını, açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının da reddedildiğini, bu durumda haksız iktisap kuralları gereğince satış bedelinin ulaştığı değer itibariyle ödetilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 5.000.000.000 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar ise davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davalılardan .... yönünden açılan davada, 13.10.2005 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden, bu konuda yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, davalı ... hakkında açılan davanın, HUMK’nun 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davalılar ... ve ... ... hakkında açılan davanın ise kısmen kabulüne, 3.419.219.950 TL alacaktan davalılar ..., ... ..., ... ve ... ...’dan ayrı ayrı olmak üzere 356.168.745 TL, ... ...’dan ayrı ayrı 284.934.996 TL ve ... ...’tan da 189.956.663 TL’nin dava tarihi olan 15.4.2004 tarihinden itibaren değişen oranlardaki yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin ve alacağın müteselsilen tahsiline ilişkin istemlerin ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında bulunan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Medeni Kanunumuz, tereke malları ve alacakları üzerinde mirasçıların iştirak halinde hak sahipliğini kabul ederken, murisin borçları konusunda bu prensipten ayrılarak, “mirasçıların müteselsil sorumluluğu” esasını kabul etmiştir.
(MK’nun eski 582, yeni 641. maddesi) B.K.'nun 142. maddesinde düzenlenen "alacaklı, müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden borcunun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhayyendir" hükmüne göre de müteselsil sorumluluğun gereği olarak, mirasçılardan her biri borcun tamamından sorumludur.
Kanundan ... teselsül hallerinden biri olan “mirasçıların müteselsil sorumluluğu” esasına göre alacaklı alacağının tahsilini, bütün mirasçılardan talep edebileceği gibi, dilerse içlerinden birinden de talep edebilir. Ancak bu durumda borcu ödeyen mirasçının, bu borçtan hisselerine düşen miktar oranında diğer mirasçılara rücu ... saklıdır.
(MK’nun eski m.617, yeni 682/son maddesi)Dava konusu olayda davacı ile satış sözleşmesi imzalayarak satış bedelini alan davalılardan ... ile bir kısım davalıların murisleri olan ... ve ... ...’dır.
Satışı bizzat yaparak bir kısım satış bedelini alan davalılardan ..., ... ve ...’nin, aldıkları satış bedeli oranında hisselerine göre sorumlu tutulmaları gerekli ise de, sözleşmeyi imzalayarak bir kısım satış bedelini alan ... ve ...’ın mirasçıları olan davalıların ise, az yukarda açıklanan “mirasçıların müteselsil sorumluluğu” ilkesi gereğince kendi murislerinin ödemekle yükümlü olduğu borç miktarı yönünden davacılara karşı müteselsilen sorumlulukları söz konusu olup, mahkemece davalılardan ... ve ...’ın mirasçıları olan davalıların,
kendi murislerinin aldığı satış bedelinin dava tarihi itibariyle ulaştığı değere göre sorumlu oldukları miktarlar belirlenerek, belirlenecek olan bu miktarların, borçlu olan murisin mirasçılarından müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus gözardı edilerek, alacağın müteselsilen tahsili yönündeki talebin, tümüyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/14690, K. 2008/5703, 28 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama