KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/14834 E., 2008/5021 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir. Davalı, davacı ile kardeşi ... arasındaki et alım satımına ilişkin ticari ilişkinin tarafı olmadığını,kendi banka hesabının"aracı banka hesabı" olarak kullanıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı,davalıdan olan alacağının tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali talebi ile bu davayı açmıştır.İcra takip talebinde alacağının dayanağı olarak verilen avansın iadesi gösterilmiştir.Davalı ise icra takibi ve yargılama sırasında,
davacı ile aralarında herhangi bir hukuki ilişki olmadığını,davacının dava dışı olan kardeşi ile ticari ilişkisi nedeniyle ve ona verilmek üzere kendisine paranın gönderdiğini,kendisinde bu parayı dava dışı kardeşi ... 'a ödediğini savunmuştur.Davalının parayı aldığına dair savunmasında belirttiği husus gerekçeli inkardır.Öyle olunca bu parayı aralarındaki hukuki ilişki nedeniyle avans olarak gönderdiğini davacının yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.Bankadan celp edilen dekont örneklerinde paranın ne amaçla gönderildiğine dair herhangi bir açıklama da bulunmamaktadır.Bu durumda davacı iddia ettiği şekilde gönderdiği paranın davalıya avans
olarak gönderildiğini yazılı belge ile kanıtlayamamıştır. Ne varki davacının dava dilekçesinde "vs. tüm deliller demek suretiyle yemin delilinede dayandığı anlaşıldığından, mahkemece davacıya bu hususta davalıya yemin yöneltme ... olduğu hatırlatılarak, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, davalı aleyhine giriştiği ilamsız icra takibinde; banka havalesi ile hesaba gönderilen 30.000 YTL avansın iadesini talep etmiş olup, davalı itirazında böyle bir borcunun bulunmadığını bildirmiş ve icra takibi durmuştur.
Bunun üzerine itirazın iptaline ilişkin eldeki dava açılmış ve davalı cevabında, davacı ile dava dışı kardeşi arasında ticari ilişki bulunduğunu, kendine ait hesabın aracı banka hesabı olarak kullanıldığını, davacıya böyle bir borcunun olmadığını belirtmiştir. Yani davalı, davacı tarafından kendi hesabına para gönderildiğini ikrar etmiş, ikrarına eklediğini vakıa ile de, bu paranın kardeşine ait para olduğunu ve ona ödendiğini kabul etmiştir.
Bu şekildeki bir kabul ve ikrar bileşik ikrar mahiyetinde olup, Yargıtay uygulamalarına göre bölünebilir ve dolayısıyla ispat külfeti davalıdadır. (Prf. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 6.baskı cilt 2. 2001 bas. Sh. 2056) Böyle bir ikrar; "aldım ama ödedim, aldım ama bana başka borcu vardı ona saydım" şeklinde yapılan ikrarlardan farklı değildir.
Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 3.6.1958 tarih ve 5732/3842, 3.Hukuk Dairesi'nin 10.6.1960 gün ve 4126/3417, HGK'nun 19.9.1962 gün ve 3/14-15 sayılı ve Dairemizin 8.11.1990 gün ve 5523/163 sayılı içtihatlarında bileşik ikrarın bölünebilceği kabul edilmiştir. Böyle olunca, davalı hesabına gönderilen paranın üçüncü kişiye ödenmesi için davacıdan talimat alındığını kanıtlamak zorunda olup, bu savunmasını yasal delillerle kanıtlayamamıştır.
Öte yandan, her ne kadar davalı delil listesinde yemin deliline de dayanmış ise de, temyiz dilekçesinde bu hakkının kullandırılmadığını bir temyiz nedeni yapmamıştır. Davanın mahiyeti itibariyle bu husus kamu düzenine ilişkin de değildir. Dolayısıyle Yargıtayca re'sen bozma nedeni yapılamaz. Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının onanması gerekirken sayın çokluğun bozma nedenlerine katılamıyorum.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/14834, K. 2008/5021, 9 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama