KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/15416 E., 2008/4527 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
971 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı davalı bankadan aldığı kredi kartı borcunu ödeyemediğini, 4822 sayılı yasadan yararlanmak amacıyla müracaatta bulunduğunu,davalının yasanın gördüğü süreden sonra temerrüde düştüğünden bahisle talebini kabul etmediğini,4822 sayılı yasa hükümlerinden yararlanmasının gerektiğini ileri sürerek borç miktarının tespitine karar verilmesini istemiş;birleşen davasında da 5464 sayılı yasa kapsamında davalıya yeniden müracaatta bulunduğunu,davalının borcun 42.506 YTL olduğunu ve 18 taksitte ödenmesinin gerektiğini bildirdiğini,sözleşme imzaladıklarını ileri sürerek ,anılan yasa hükümlerine göre borç miktarının tespitine karar verilmesini istemiştir. .
Davalı, davacının 21.5.2003 gününde temerrüde düştüğünü, hakkında 26.6.2003 gününde takip başlattıklarını, 4822 sayılı yasa hükümlerinden faydalanamayacağını birleşen dava yönünden de derdest bir dava mevcut iken birleşen davasını açamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının 27.6.2002 tarihinden itibaren her ay asgari ücretin altında ödeme yapmış olmasına rağmen davalının kötü niyetli olarak beklediğini ve kat ihtarnamesini 21.5.2003 gününde gönderdiğini, ve takip başlattığını,davacının gerek 4822 sa yılı yasa ve gerekse 5464 sayılı yasa hükümlerinden faydalanmasının gerektiğini,
hükme esas alınan16.5.2007 tarihli bilirkişi raporunda icra dosyası için yapılan masraflarında hesaba dahili sağlanmışsa da davacının icra dosyası masraflarından sorumlu tutulamayacağı gerekçe gösterilmek ve icra dosyası masrafları dışındaki diğer hesaplamalar yönünden anılan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacının davalıya 22.284.25 YTL borçlu olduğunun tespitine ve aylık taksitlerin 1.238.01 YTL olarak 18 taksit halinde ödenmesine ,birleşen dava yönünden davacının yaptığı 700 YTL yargılama giderinin ve 450 YTL vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmiş;hüküm,davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1)dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2)1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve kredi kartları Kanununun geçici 4.maddesinde; kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle kendisine dönem sonu borcunu ödemesi için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlatılmış, yada 31.1.2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kredi kartı borçlularının atmış gün içerisinde kredi veren kuruluşa yasada öngörüldüğü şekilde müracaat ederek, borçlarını taksitle ödemek istediklerini beyan etmeleri halinde, düzenlenecek ödeme planını imzalamaları ve ilk taksidi peşin ödemeleri şartıyla, son dönem borcu tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık %18 faiz oranı üzerinden hesaplanacak borç tutarını icra takip, dava masraf ve harçları, vekalet ücretiyle birlikte onsekiz eşit taksitte ödeme hakkına sahip olacağı düzenlenmiştir.
Daha önce yine kredi kartı borçları ile ilgili olarak, 4077 sayılı yasaya 4822 sayılı yasa ile eklenen geçici 2.maddeden faydalananların, 5464 sayılı Yasanın geçici 4.maddesinden faydalanamayacağına dair,bu yasada bir hüküm ve düzenleme bulunmamaktadır.O nedenle 4822 sayılı yasa ile getirilen geçici 2.madde kapsamında kalsa dahi, henüz borç tamamen ödenerek kapanmayan veya yargılaması devam eden kredi kartı borçları hakkında da, 5464 sayılı Yasanın geçici 4.maddesinin şartları varsa uygulanmasının kabulü gerekir. Kredi kartı borçlusu olan davacının bu yasadan faydalanması, yasanın yayımlandığı tarihten itibaren 60 günlük süre içinde kredi kartı veren kuruluşa veya avukatına yazılı olarak müracaatına bağlı tutulmuştur.
Davacının davalı bankaya 5464 sayılı Yasanın 4.maddesi gereğince süresi içerisinde başvuruda bulunduğu ve kendisine bildirilen ödeme planını imzalayarak ilk taksidini ödediği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.
Hükme esas alınan 16.5.2007 tarihli bilirkişi raporunda ,son ödeme tarihi 27.04.2003 olan hesap ekstresine göre bu tarih itibarıyle davacının temerrüde düştüğü kabul edilmek ve bu tarihte 19.402.850.000 TL olan borç miktarına, 27.4.2003 tarihinden davacının davalı bankaya başvurduğu 31.5.2006 tarihine kadar faiz uygulanmaksızın başvuru tarihinden sonraki dönem için yıllık %18 faiz uygulanmak suretiyle icra dosyası harç ve masraflarıyla birlikte davacının toplam borcunun 25.780.00 YTL olduğu, bununda 18 taksitte ödenmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiş;
mahkeme ise bilirkişi kurulunun icra dosyası masrafları hariç, diğer hesaplamalarını aynen benimsemek suretiyle hüküm kurmuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki raporda davacının 27.4.2003 gününde temerrüde düştüğü kabul edilmiş,davacınında bu yönü temyiz etmemesi nedeniyle temerrüt tarihi yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur.Bu tarih itibarıyle davacının 4822 sayılı yasadan yararlanma imkanı kalmadığından, davalının davacıya karşı ...
İcra Müdürlüğünün 2003/2004 esas sayılı dosyasıyla 27.6.2003 tarihinde başlattığı takip nedeniyle yaptığı masraflardan davacı sorumludur ve artık davacının kötü niyetli olduğundan bahsedilemez. O nedenle mahkemenin icra dosyası için yapılan masraflardan davacıyı bertaraf etmesi yerinde görülmemiştir.
Diğer taraftan az yukarıda açıklandığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının temerrüde düştüğü 27.4.2003 tarihinden taraflar arasında sözleşmenin imzalanmış bulunduğu 31 5.2006 tarihine kadar yıllık %18 üzerinden faiz hesabı yapılmamak suretiyle 5464 sayılı yasanın 4.maddesine aykırı davranılmıştır.Hal böyle olunca mahkemece alınacak bir ek rapor ile davacının temerrüde düştüğü tarihden taraflar arasında 5464 sayılı yasa kapsamında sözleşmenin imzalandığı tarihe yıllık %18 faiz uygulanmak suretiyle borç miktarı belirlenmeli,bu tarih itibarıyle bulunan anapara ve faizden oluşan miktara yıllık %18 faiz uygulanmak suretiyle
bulunacak miktarın 18 taksitte ödenmesine karar verilmelidir.Bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.)
3)Taraflar arasında 4822 sayılı yasaya dayalı olarak borç miktarının tespitine ilişkin olan dava devam ederken 1.3.2006 tarihinde 5464 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte mahkemece ,5464 sayılı yasa kapsamında hesaplama yapılmak üzere dosya bilirkişiye gönderildikten sonra, davacı açtığı ve bu dava dosyası ile birleşen davasında hakkında 5464 sayılı yasanın uygulanmasını istemiştir.
Halbuki bir davada defi olarak ileri sürülecek herhangi bir husus bir başka davaya konu yapılamaz. Davacının birleşen davasını açmakta hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar dava şartıdır ve bunu hakimin görevinden ötürü re’sen gözetmesi gerekir.
Birleşen davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu yönün göz ardı edilerek birleşen dava yönünden de davalının yargılama masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
4)30.11.2006 tarihli oturumda mahkemece, 450 YTL bilirkişi ücreti ve 50 YTL posta masrafının davlıdan tahsiline karar verilmiş;aynı tutanak üzerindeki şerhin incelenmesinden de istenen masrafın davalı tarafından karşılandığı anlaşılmaktadır.Buna rağmen karada bu masraflarında davacı tarafından yapılan masraf gibi gösterilmiş olması,usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/15416, K. 2008/4527, 1 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama