KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/15970 E., 2008/6954 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
848 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, gerek kuruma bağlı hastanelerde gerekse kurum dışı ... tesislerinde tedavi gören sigortalılar ile bunların geçindirmekle yükümlü oldukları kişilere, iyileştirici nitelikteki tıbbi sarf malzemelerinin teminine yönelik protokollerin yeniden düzenlenmesi amacıyla iptal edildiğini, yeni protokol düzenlemeleri yapılıncaya kadar müracaat eden firmalardan Yönetim Kurulunun 11.6.1998 tarihli kararı gereğince taahhütname alındığını, davalıdan alınan 3.7.1998 tarihli taahhütnamede,
kurum ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile ileride yapılacak protokol fiyatları arasında kurum aleyhine fiyat farkı oluşması durumunda aradaki döviz bazındaki farkın gruplandırma listesine göre, protokol akdedilmemesi durumunda ise, ünitelere fatura edilen birim fiyatları ile kurumca tespit edilecek rayiç bedel arasında kurum aleyhine fiyat farkı oluşması halinde aradaki döviz bazındaki farkın, tahsilatın yapılacağı günkü kur karşılığı olarak defaten ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiğini,
yapılan incelemede davalıdan alınan malzemeler ile ilgili olarak kurum aleyhine 65.610 Dolar fiyat farkı tespit edildiğini ileri sürerek, fazlaya ve munzama zarara ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 65.610 Dolar kurum zararının, fatura bedellerinin kurumca ödendiği tarihlerden itibaren işletilecek, bankaların bir yıl vadeli Dolara uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Sosyal Sigortalar Kurumunun baskısı altında verilmiş olan taahhütnamenin bağlayıcılığı olmadığını, dava dilekçesinde, kurumun zarara uğradığını iddia ettiği satışların hangileri olduğu ile tarih ve miktarlarının belirtilmediği gibi, taahhütnamede de taahhüt miktarı ve süresinin bulunmadığını, satılan malzemelerin, satım tarihi itibariyle gelişmiş teknoloji ürünleri olması nedeniyle satış fiyatlarının gerçek piyasa rayiçlerine uygun olduğunu, ayrıca davacının iptal edilen protokol fiyatlarının %30 eksiğini rayiç bedel olarak belirlediğini, bu nedenlerle davacıya herhangi bir borçları bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, 60.840 Doların dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca Dolara uygulanan bir yıllık mevduat faizi oranına göre işletilecek faiziyle birlikte tahsiline, fazla talebin ise reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında, iyileştirici nitelikteki tıbbi malzeme alımı konusunda yapılan 25.10.1996 tarihli protokolün, davacı tarafından tek yanlı olarak 30.4.1998 tarihi itibariyle fesih edildiği, daha sonra ise SSK Genel Müdürlüğünün 11.6.1998 tarihli kararı doğrultusunda ve davalının verdiği 3.7.1998 tarihli taahhütname gereğince davacının malzeme alımına devam ettiği, taraflar arasında bu hususta yeniden protokol yapılmadığı uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı, protokol uyarınca kendisine tanınan fiyat belirleme hakkına dayanarak yaptığı tespitlere göre, 65.610 Dolar fiyat farkından doğan alacağın tahakkuk ettiği iddiası ile bu davayı açmıştır.
Davalı şirketten alınan 3.7.1998 tarihli taahhütnameye göre, SSK ile protokol akdedilene kadar şirket veya bayii tarafından SSK ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile ilerde yapılacak protokol fiyatları arasında SSK aleyhinde şirkete yapılan ödeme tutarının o günkü döviz değerine göre fiyat farkı oluşması durumunda, döviz bazı arasındaki farkın tahsilatın yapılacağı günkü kur karşılığı olarak defaten ödeneceğinin kararlaştırıldığı,
yine teklif edilen ürünler için protokol akdedilmemesi halinde ise, SSK’ya fatura edilen malzeme birim fiyatları ile SSK tarafından tespit edilecek rayiç bedel arasında, SSK aleyhine şirkete yapılan ödeme tutarının o günkü döviz değerine göre fiyat farkı oluşması durumunda, aradaki döviz bazındaki farkın tahsilatın yapılacağı günkü kur karşılığı olarak defaten ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği, söz konusu taahhütnameden sonra herhangi bir protokol yapılmadığı, davalıdan taahhütnameye bağlı olarak malzemelerin temin edildiği anlaşılmaktadır.
Yürürlükte bulunan hukuk sistemimizde akit serbestisi prensibi kabul edilmiştir. Taraflar kanuna ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. (B.K.(19-20) Yine sözleşme ile taraflar fiyat belirleme hakkını karşı tarafa yani alıcıya, satıcıya, kiracı ve kiralayana bırakabilirler. Böyle bir kararlaştırma, tarafları bağlar.
Bu nedenle somut olayda satıcı davalının, “rayiç bedel” konusundaki fiyat belirleme hakkını alıcı davacıya bıraktığına dair verdiği taahhütname geçerli ve davalıyı bağlayıcıdır.
Ancak tek taraflı olarak fiyat belirleme hakkı tanınan taraf bu hakkını M.K.'nun 2. maddesine uygun olarak, hak ve nesafet ölçüleri içinde, objektif iyiniyet kurallarına bağlı olarak ve keyfilikten kaçınarak kullanmalı, bu hakkını kullanırken aşırılığa ve keyfiliğe kaçıp kaçmadığı da gerektiğinde hakim tarafından denetlenmelidir.
Davacı, kendisine tanınan fiyat belirleme hakkına istinaden belirlediği fiyatlara göre davalıya fazla ödeme yapıldığını bildirerek 65.610 USD’ın ödetilmesini talep ettiğine ve davalı da buna karşı çıktığına göre, mahkemece davacının ne şekilde fiyat belirlediği hususunda araştırma ve inceleme yapılması zorunludur.
Bu nedenle öncelikle davacıdan, belirlediği fiyatlarla ilgili ödeme ve tüm diğer belgeleri istenilmeli, faturada belirtilen tarihler itibariyle belirlenen fiyatların uygun olup olmadığı, fiyat belirlerken davacının hak ve nesafet kuralları içinde, keyfilikten uzak objektif iyiniyet kurallarına uygun davranıp davranmadığı, davalıdan hangi miktarda alacak talebinde bulunabileceği konularında, uzman bilirkişiler aracılığı taraf, mahkeme, Yargıtay denetimine elverişli, gerekçeli rapor alınmalı ve bunun sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan, yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/15970, K. 2008/6954, 21 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama