KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/16165 E., 2008/5101 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
413 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı davalı bankadan aldığı kredi kartı borcunun ödemelerinde zorlandığını, borcu nedeniyle henüz ihtar gönderilmesi yada takip yapılmasının sözkonusu olmadığını, kredi kartı sözleşmelerinin tek taraflı düzenlenen sözleşmeler olması nedeniyle tüketici aleyhine hükümler taşıdığını, ekstrelerde borcun fahiş gösterildiğini,alışveriş yapmadığı halde alışveriş faizi işletildiğini, limitin bilgisi dışında artırıldığını bildirerek, öncelikle sözleşmenin askıya alınmasını,Merkez Bankası nezdinde takip kaydı şerhinin işlenmemesi konusunda tedbir kararı verilmesini, 4077 sayılı kanunun tüm lehe hükümlerinden faydalandırılarak borcun yapılandırılarak tasfiye edilmesine ve bu suretle borcun tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı gönderilen ekstrelerdeki borcun doğru olduğunu, henüz takip yapılmadığını, Tüketici Kanunun lehe hükümlerinden faydalanmak için süresinde bir başvurusunun olmadığını bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 16.6.2006 tarihi itibarıyla davacının borcunun 9.121,05 olduğunun tesbitine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı davalı banka ile yaptığı kredi kartı sözleşmesi uyarınca verilen kredi kartının kullanımı nedeniyle oluşan borcun tüketici yasalarının tüm lehe hükümlerinden yararlandırılarak yapılandırılmasını ve merkez Bankası kayıtlarına takip kaydı şerhi verilmemesi talebi ile eldeki davasını açmıştır.
Dava tarihinden önceki safhada davacı hakkında davalı banka tarafından borcun ödenmesi ile ilgili ihtar yada icra takibi yapılmamış olup,dava açıldıktan sonra 17.8.2006 tarihli ödemenin yapılmaması nedeniyle 27.8.2006 tarihi itibarıyla hesabı 10.081,50 YTL üzerinden kat edilmiştir.
Yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu davacının 16.6.2006 tarihi itibarıyla 9.121,51 YTL borçlu olduğu bildirilmiş olup davalı banka ekstreleri ve kayıtlarına göre de 1.7.2006 tarihi itibarıyla 9.456 YTL kadar borçlu olup hesap şekline davalı tarafından bir itiraz yapılmamıştır. Davacının 31.1.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı yasaya göre süresinde yapılmış bir başvurusu da olmadığına göre davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur ve davanın reddi gerekirdi.
Ancak temyiz eden davalı vekilinin temyiz dilekçesi içeriğine göre davacının talebi ve mahkemece verilen karara göre davanın kısmen reddinin sözkonusu olmadığı, ekstrelerde yazılı miktar kadar ancak dava tarihi itibarıyla borcun tesbitine karar verildiğinden,dava açılmasına sebebiyet verilmediği gerekçesi ile kısmi temyiz talebinde bulunduğundan,aleyhe yargılama gideri ve ücreti vekalet verilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/16165, K. 2008/5101, 10 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama