KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2007/1662 E., 2007/7041 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
582 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... gelmiş, davalılar adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davalı, cinsiyet ameliyat olmak için davalı hastaneye başvurduğunu, mahkemeden izin almadığını bildirmesine rağmen diğer davalı doktorun bu izni aramadan kendisini ameliyat ettiğini ancak gerek ameliyatı sırasında ve gerekse ameliyat sonrasında tıbbi kurallara uyulmadığı için ameliyat sonrasında büyüklü-küçüklü onbir tıbbi müdahaleye daha maruz kaldığını, hukuka aykırı olarak alınan rızasının geçersiz bulunduğunu belirterek ameliyat bedeli olarak kendisinden alınan senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini, fazlası saklı kalmak üzere 1.700.000.000 TL. maddi tazminat ile 50.000.000.000 Tl. manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalılar, davacının ameliyatının tıbbi kurallara uygun olarak yapıldığını, kusur ve ihmallerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, delil durumu ve Adli Tıp kurumu raporu esas alınarak ve davalıların kusur ve ihmallerinin bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davadaki ileri sürülüşe ve kabule göre dava temelini vekalet sözleşmesi oluşturmakta olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. Vekil vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilememesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluğuna ilişkin kurallara bağlıdır.
Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan dahi sorumludur (BK. 321/1). O nedenle vekil konumunda olan doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif dahi olsa sorumluluğunun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Doktor, hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu, tıbbi açıdan zamanında gecikmeksizin saptayıp somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedavi yöntemini de gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür.
Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir tercih yaparken de hastasının ve hastalığının özelliklerini gözönde tutmalı, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmalı, en emin yolu seçmelidir. Gereken özeni göstermeyen vekil BK.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise doktor sorumlu tutulmamalıdır.
Doktorun yukarıda açıklanan şekilde vekalet görevini özenle yerine getirmemesi halinde hastanın başlangıçta alınan rızasının da doktorun kusur veya ihmalini ortadan kaldırmayacağı da göz önünde tutulmalıdır.
Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda soyut bir ifadeyle uygulanan operasyonların tıp kurallarına uygun olduğu, bu tür operasyonlardan sonra fistül gelişiminin beklenebilir bir komplikasyon olduğu belirtilmiş olup, anılan rapor bu haliyle hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak ...
Üniversitelerin ana bilim Dallarında seçilecek konularında uzman doktorlardan oluşturulacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek ve gerekirse, davacı da muayene ettirilerek ve dosya içinde bulunan doktor ...’nun düzelediği 13.12.2005 tarihli ... rapor da değerlendirilmek suretiyle, davalıların açıklanan hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, dayanak ve gerekçesi gösterilmek, taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli düşünce içeren bir rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/1662, K. 2007/7041, 21 Mayıs 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama