KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/8393 E., 2008/3696 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.040 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki vekalet ücreti alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile imzalamış oldukları 29.3.2001 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi gereğince, dava değerinin %8’i oranında ödenecek avukatlık ücreti karşılığında, davalının hissedarı olduğu taşınmaz nedeniyle ortaklığın giderilmesi davası açıp takip etmeyi üstlendiğini, davalıyı temsilen açmış olduğu davada, ortaklığın giderilmesine karar verilerek kesinleştiğini, bu dava devam ederken davalı aleyhine Beykoz 1. Asliye Hukuk mahkemesinde açılan 2001/651 E. sayılı “aidiyetin tespitine” ilişkin davada da, davalıyı vekil olarak temsil ettiğini, ne var ki davalının,
ortaklığın giderilmesine ilişkin kesinleşen dava sonunda ilamın icrası için icra takibi yoluna gitmeyip, 5.8.2005 tarihinde hissesini diğer hissedar ... ’a tapudan devrettiğini, bu şekilde hükmün icrasının imkansız hale geldiğini, takip etmiş olduğu her iki dava nedeniyle de vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 6.000,00 YTL vekalet ücreti alacağının, tapuda devir işleminin yapıldığı 5.8.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiş, 20.11.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile de, talebini ortaklığın giderilmesi davası için 27.973,00 YTL, mülkiyetin tespiti davası için ise, 1.584,00 YTL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan 1.11.2006 tarihli bilirkişi raporunda her iki dava yönünden tespit edilen dava değeri üzerinden sözleşme gereğince yapılan %8 oranındaki hesaplamaya göre davanın kısmen kabulü ile, her iki dava
nedeniyle toplam 29.557,00 YTL vekalet ücretinin dava tarihi olan 31.3.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı avukatın, 29.3.2001 tarihinde Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinde 2001/326 E. 2005/381 K. sayılı dava ile, davacının vekili sıfatıyla ortaklığın giderilmesi davası açıp takip ettiği, 22.3.2005 tarihinde kabul edilen davanın, 20.6.2005 tarihinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesince onandığı, yine davalı aleyhine Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 19.10.2001 tarihinde açılan 2001/651 E. 2004/761 K. sayılı davada da davalıyı vekil sıfatıyla temsil ettiği dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır.
Davacı, takip etmiş olduğu davalar nedeniyle vekalet ücretini talep etmekte haklı olup, davacıya ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespit edilebilmesi için ise öncelikle, uyuşmazlığa uygulanacak Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur.
13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı Kanunun 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 8.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
Taraflar arasındaki “ortaklığın giderilmesi” davası ile ilgili düzenlenen sözleşme, 29.3.2001 tarihli olduğundan, bu dava ile ilgili ücret uyuşmazlığının çözümünde de, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 1136 sayılı Kanunun, 4667 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümleri esas alınmalıdır.
Bu noktada öncelikle taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin geçerli olup olmadığının, dolayısıyla davacının sözleşmede belirtilen ücreti talep etmekte haklı olup olmadığının belirlenmesi gereklidir. Nitekim, vekalet ücret sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece resen gözetilmesi gereken bir husustur.
Bu açıklamalardan sonra, yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine göre, taraflar arasındaki 29.3.2001 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin, geçerli olup olmadığının incelenmesine gelince; 1136 sayılı Kanunun, 2.5.2001 tarihli 4467 sayılı
Yasa ile yapılan değişiklikten önceki 164. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğince, vekalet ücretinin belli ve muayyen olması gerekli olup, yine aynı kanunun 164. maddesinin 2. fıkrasına göre de, %25’i aşmamak üzere nispi bir ücretin vekalet ücreti olarak kararlaştırılması mümkün ise de, bunun geçerli olabilmesi, başarıya göre değişme koşulunu taşımasına bağlıdır.
Başka bir ifade ile, davada gösterilen başarıya göre değişmek ve %25’i aşmamak üzere, dava olunan veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. Taraflar arasındaki 29.3.2001 tarihli vekalet ücret sözleşmesinde, “dava değerinin %8’i” vekalet ücreti olarak kararlaştırılmış olup, buhaliyle hasılı davaya istirak mahiyetinde bulunduğundan ve sözleşme, başarıya göre değişme koşulunu taşımadığından geçersizdir.
Davacı geçersiz olan bu sözleşmeye dayanarak sözleşmede kararlaştırılan ücreti talep edemez. Bu durumda, yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı hallerde olduğu gibi, talep edilebilecek vekalet ücretinin, o dava tarihinde geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir.
Mahkemece, açıklanan hususlar gözardı edilip, uygulanması gereken yasa hükümlerinde de yanılgıya düşülerek, yapıldığı tarih itibariyle geçersiz olan sözleşmeye geçerlilik tanınmak suretiyle vekalet ücretinin tespiti ile tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacının, davalıyı temsilen takip etmiş olduğu “aidiyetin tespiti”ne ilişkin davada talep edebileceği vekalet ücretinin tespitine gelince;
Taraflar arasındaki 29.3.2001 tarihli ücret sözleşmesinin, sadece ortaklığın giderilmesi davası için düzenlendiği, sözleşmede mevcut olan “işin konusu” ile ilgili açıklamadan anlaşılmakta olup, davacının davalıyı vekil olarak temsil ettiği “aidiyetin tespiti”ne ilişkin dava nedeniyle herhangi bir yazılı ücret sözleşmesi yapılmadığı anlaşılmaktadır.
19.10.2001 tarihinde açılmış olan bu dava yönünden taraflar arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığına göre, yine az yukarda açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın çözümünde, sözleşme ilişkisinin kurulduğu, avukatlık hizmetinin verildiği dava tarihi olan 19.10.2001 tarihi itibariyle yürürlükte olan 1136 sayılı Kanunun, 2.5.2001 tarihinde 4667 sayılı kanunla yapılan değişiklikten sonraki, ancak 13.1.2004 tarihinde 5043 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki hükümlerinin esas alınması gereklidir.
Anılan yasanın 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 164. maddesinin 4. fıkrasında “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu hallerde değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen dava ve
işlerde ise asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde on beşi arasındaki bir miktar, avukatlık ücreti olarak belirlenir.” Hükmü bulunmakta olup, mahkemece aidiyetin tespiti davası yönünden, “taleple bağlılık” ve “aleyhe bozma yasağı” na ilişkin temel hukuk usulü kuralları da gözetilmek suretiyle, anılan bu yasa hükmüne göre, vekalet ücretinin tespit ve takdiri gerekirken,
taraflar arasındaki avukatlık ücret sözleşmesinin sadece ortaklığın giderilmesi davası için düzenlenmiş olmasına, aidiyetin tespiti davası için herhangi bir ücret sözleşmesi yapılmamış olmasına rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu dava yönünden de, 29.3.2001 tarihli sözleşmeye göre vekalet ücretinin belirlenmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/8393, K. 2008/3696, 17 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama