KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/10276 E., 2009/958 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
516 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,kardeşi olan davalıya tapuda iki adet iki adet tarlanın tapusunu devrettiğini, buna karşılık davalının da 75 parsel numaralı taşınmazın tapuda devrini vermeyi taahhüt ettiğini, edimini yerine getirmediğini, yalnızca dava dışı kooparatife olan 930 YTL borcu ödediğini, gerek tapuda devrini sağladığı 1ki adet taşınmazın ve gerekse kendisine taahhüt edilen 75 parseldeki taşınmazın dava tarihi itibarıyle değerinin 16.000 YTL olduğunu ileri sürerek bu paranın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıdan iki adet taşınmazın tapuda devrini aldığını,bunların karşılığında davaya konu edilen 75 parseldeki taşınmazın tapusunu devretmeyi taahhüt ettiğini, zilyetliğini dahi davacıya devrettiğini,davacının bu taşınmazın yerine dava dışı kooparatife olan borcunu ödemesini istediğini, kooparatife davacının borcuna karşılık 2000 yılında 930 YTL ödediğini,ödenen paranın tarla değerinden fazla olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının sözleşmeden doğan edimini yerine getirdiği, bu nedenle davalıdan tapuda devri gerçekleştirilmeyen 75 parsel numaralı taşınmazın dava tarihinde ulaştığı değerden 2000 yılında davacı adına dava dışı kooparatife ödenen 930 YTL nın dava tarihinde ulaştığı değerin mahsubundan sonra 16.000 YTL nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Toplanan delillerden, dosya kapsamından ve taraf beyanlarından davacının davalıya tapuda adına kayıtlı iki adet taşınmazının devrini gerçekleştirdiği, buna karşılık davalının devrini taahhüt ettiği 75 parsel numaralı taşınmazın devrini sağlamadığı ancak davacının dava dışı ... Kooparatifine olan 930.000.000 TL borcunu ödediği anlaşılmaktadır. Bu yönler mahkemenin de kabulündedir.
Tapulu taşınmazın haricen ve şifahen satışına ilişkin olarak yapılan sözleşme resmi biçimde düzenlenmediğinden hukuken geçersizdir (MK. 706, BK. 213,Tapu Kanunu 26., Noterlik Kanunu 60. maddeleri) Dolayısıyle davacı kendi edimini yerine getirse dahi, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak karşı tarafından edimini aynen yerine getirmesini isteyemez. O nedenle davacı, tapuda devri gerçekleştirilmeyen 75 parsel numaralı taşınmazın dava tarihindeki raiç değerini isteyemez.
Ancak kendi adına tapuda kayıtlıyken bedel almaksızın davalıya tapuda devrini sağladığı iki adet taşınmazın dava tarihindeki raiç değerini ister. Hal böyle olunca mahkemece, davacının tapuda devrini sağladığı iki adet taşınmazın tapu kayıtları getirtildikten sonra mahallinde konusunda uzman bilirkişi veya kurulu aracılığıyla keşif yapılmalı, dava tarihi itibarıyle bu taşınmazların raiç değeri tespit edilmeli, mahkeme kararında davalının davacı adına dava dışı ...
Koooparatifine ödediği 930 YTL paranın dava tarihi itibarıyle ulaştığı değerin mahsubu gerekeceği belirtildiğinden ve bu yön davacı tarafından temyiz edilmemekle davalı lehine bu yönde usulü kazanılmış hak doğurduğundan,ödenen 930 YTL nın ödeme tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisinde denkleştirici adalet ilkelerine (enflasyon, TEFE, altın, döviz kurlarındaki artışlar, memur maaşları ve işçi ücretlerindeki artışlar dikkate alınmak suretiyle) göre ulaşacağı alım gücü saptanmalı, saptanan bu miktar az yukarıda açıklanan iki adet taşınmazın belirlenen raiç değerinden düşülmeli,
bakiyesine hükmedilmelidir.Bu yönlerin göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/10276, K. 2009/958, 3 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama