KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/11155 E., 2009/2745 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı ...’ın davalı belediyeden 180.000,00 YTL alacağını temlik aldığını, bu hususu davalıya bildirdiğini ve davalının 29.01.2004 tarihinden sonra temlik bedelini ödemeyi kabul ettiğini ancak bu borcu ödemediği gibi temlik edene 2.500.000 YTL ödeme yaptığını, alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı temliğin belediye başkanına bildirildiğini, 2004 yılında hangi istihkakın ödeneceği konusunda seçim haklarının kendilerinde olduğunu, Sayıştay denetimi ve kısmi borçlar nedeniyle ödeme yapılmadığını, itirazın haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu benimsenerek davanın kısmen kabulüne, icra takibine davalının itirazının iptaline, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı itirazın iptali ile birlikte inkar tazminatını talep etmiştir. İ.İ.K.nun 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve 2008/11155-2009/2745
alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir.İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece davacının bu istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/11155, K. 2009/2745, 3 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama