KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/12260 E., 2009/2507 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
577 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya ait telefon hattı sahibi olduğunu,bu telefonun işyerinde sadece elemanlar arası iç hatlarda kullanılmakta olup cep telefonu, 900’lü hatlar, şehirlerarası ve uluslar arası aramalara kapalı olduğunu, son bir aya kadar ortalama aylık 100 YTL fatura gelirken 31.12.2002 tarihli fatura ile 2.974.800.000TL ve 31.01.2003 tarihli fatura ile de 1.618.900.000TL tahakkuk ettirildiğini, bu kadar konuşma yapmalarının imkansız olduğunu ileri sürerek iki ay için 200YTL olabilecek borcu düşüldükten sonra davalıya 4.393.700.000TL borçlu bulunmadığının tespiti ile %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının otomatik görüşmelere kapatmama eylemi nedeniyle tam kusurlu olduğu kabul edilerek davacının davalıya 4.393,70 YTL borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş;hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının ikinci bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, işyerinde sadece dahili olarak, çalışan personelin kendi aralarında kullandıkları telefona fahiş miktarda fatura geldiğini,hattın cep telefonu, 900’lü hatlar, şehirlerarası ve uluslar arası aramalara kapalı olup tahakkuk ettirilen kadar konuşma yapmalarının imkansız olduğunu ileri sürerek iki ay için 200 YTL olabilecek borç düşüldükten sonra kalan miktar için borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki bu davayı açmıştır.
Davalı, kontör arızası ve hesap hatası olmadığı, kusurlarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davalı kurumun 27.04.2007 tarihli cevabi yazısına göre davacının 19.07.2001 tarihli ... emri ile STD,ISD ve 900’lü hatlara kapatılma talebine rağmen telefon hattının santralden fiziken ve sehven otomatik aramalara açık bırakılmış olabileceğinin bildirildiği,bunun üzerine alınan bilirkişi raporuna göre davalının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre davacının 19.07.2001 tarihli ... emri ile telefon hattının STD,ISD ve 900’lü aramalara kapatılma talebinin olduğu, davalı kurumun cevabi yazısına göre bu talebe rağmen telefon hattının santralden fiziken ve sehven otomatik aramalara açık bırakılmış olabileceği, mahal incelemesinde mahallin işyeri olup yaklaşık 15 kişinin çalıştığı hususları dikkate alınarak özel servis numaralarına doğru yapılan görüşmeler de göz önüne alındığında, tahakkuk eden ücretleri içeren görüşmelerin telefon hattının kurulu bulunduğu mahalde bulunan kişi ya da kişilerce gerçekleştirildiği kanaatinin kuvvetle muhtemel olduğunun bildirildiği,
bu cevabi yazı üzerine alınan bilirkişi raporu ile davalının tam kusurlu olduğu sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece gerektiğinde hakim, taraf ve Yargıtay denetimine açık uzman bilirkişi raporu da alınmak suretiyle dava konusu telefon hattından yapılan görüşmeler tespit edilerek bu görüşmelere tahakkuk ettirilecek miktardan davacının normal kullanım ücretinin düşülmesi, kalan miktar yönünden tarafların kusur oranları belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalının tam kusurlu kabul edilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davacı, mahkemeye verdiği 03.05.2007 tarihli dilekçesi ile 26.02.2007 tarihinde 5.418,80YTL ödemede bulunduklarını belirterek davaya istirdat davası olarak devam edilmesini, borçlu olmadığı 5.182,88YTL’nin ödeme tarihi olan 26.02.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte geri alımına karar verilmesini istemiş, bu husus 03.05.2007 tarihli oturumda tutanağa geçirilmiştir. Mahkemece davacının davaya istirdat davası olarak devam edilmesine ilişkin talebi dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/12260, K. 2009/2507, 26 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama