KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/1270 E., 2008/3660 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, yakın komşusu ve arkadaşı olan davalılara borç olarak 17.000.00 YTL. verdiğini, davalı ... ’nin 7.000.00 YTl.yi iade ettiğini kalan borcun ödenmediğini davalıların ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/1003 Sayılı dosyasında borcu ikrar ettiklerini belirterek 10.000.00 YTL.nın 20.4.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Davalı ... davaya karşı yazılı cevap vermemiştir.
Mahkemece, , ... aleyhine açılan davanın reddine, ... ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 7.425.00 YTL.nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılara 17.000.00 YTL. borç verdiğini, bunun 7.000,00 YTL.sının ödendiğini kalan 10.000,00 YTL. ödenmediği için eldeki bu davayı açmıştır. Davalı ... davaya karşı yazılı cevap vermemiş 9.9.2004 tarihli celsede ... ’nin ...’den borç aldığını, ortaklık ve kefalet ilişkisi olmadığını savunmuştur. Bu durumda davalı ... davayı inkar etmiş kabul edilmeli, davacı MK. 6. maddesi ve usul hükümleri gereği iddiasını yasal delillerle kanıtlamalıdır.
Davacının dava dilekçesinde delil olarak bildirdiği ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/1603 Sayılı dosyanın incelenmesinde; ...’ün şikayeti üzerine sanıklar ... , ... ve ... hakkında altın alıp satmak için davacıdan 17.000 YTL. aldığı, bilahare parayı altın alacakları şahıslara kaptırdıklarını beyanla müştekiyi
2008/1270-3660
dolandırdıkları için, tecziyeleri için kamu davası açıldığı müştekinin davaya müdahil olduğu, yapılan yargılamada 6.4.2004 tarihli kararla “Sanıkların arkadaşları olan müşteki ile birlikte define yoluyla kaçak olarak elde edilen altınları İzmir’de ucuza bulup alıp getirip ...’da satarak para kazanacakları düşüncesiyle bu işe kalkıştıkları, ancak birlikte müştekiden menfaatlenerek dolandırılıcılık soçunu işlemedikleri, tam tersine olayın başından itibaren müştekinin de bu durumdan haberdar olduğu, parayı bu amaçla verdiği, ancak parasını alamayınca şikayetçi olduğu,
bu çerçeve içerisinde öncelikle sanıklarında olayın dolandırılan kişiler olması, müştekiden her hangi bir menfaatlerinin bulunmaması, kaldı ki hukuk dışı bir yarar yani define kaçakçılığı yoluyla kar elde edecekleri inancıyla verilen paranın sonrasında dolandırıcılık iddiasıyla geri alınamayacağı “ gerekçesiyle sanıkların beraatına karar verilmiş, hükmün müdahil ... tarafından temyiz edilmesi üzere Yargıtay 11. Ceza Dairesince 22.11.2007 tarihinde onandığı anlaşılmıştır.
BK. 53. maddesi gereğince, Hukuk Hakimi, Ceza Mahkemesinin beraat kararıyla bağlı değilse de, bir maddi vakıanın tesbitine ilişkin hükümler hukuk hakimini de bağlar. Somut olayda Ceza Mahkemesince davacının, 17.000,00 YTL.yi davalılara birlikte define kaçakçılığı yapıp kar elde etmek amacıyla verdiği maddi vakıası sabit görülüp sanıkların beraatına karar verilmiştir. Bu tesbit hukuk hakimini bağlar Bu aşamadan sonra davacının 17.000,00 YTl. borç olarak verdiği iddiası dinlenemez. BK. 65. maddesi “Haksız yahut ahlaka (adaba) mügayir bir maksat istihsali için verilen bir şeyi istirdada mahal yoktur” düzenlemesi getirmiştir.
Yapılan bu açıklamalar gözetildiğinde davacının davalılarla birlikte define kaçakçılığı yapmak için davalılara para verdiği sabit olup BK. 65. maddesi gereği bu paranın istirdadı mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/1270, K. 2008/3660, 13 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama