KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/13156 E., 2009/4065 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket ile temel eğitim pilot projesi teknik danışmanlık hizmetleri sözleşmesi yapıldığını, ancak müfettiş raporu ile davalının gerçek olmayan belge ve harcamalar yoluyla proje maliyetlerini artırarak 279.712 dolar fazla ödeme yapıldığının anlaşıldığını ileri sürerek, bu bedelin ödeme tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiş, birleşen dava ile de ödenmeyen alacağının tahsili için yaptığı takibe haksız itirazının iptali ile % 40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen dava için 228.137 doların 21.2.1999 tarihinden faiz yürütülerek itirazın iptaline, inkar tazminatının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-B.K.nun 101.maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davalı şirketin en son olarak davacı idareye gönderdiği 29.4.2002 tarihli ihtar ile alacağı olan 228.137 doların 7 gün içinde ödenmesi talep edilmiş ve bilahare icra takibi yapılmıştır. Bu nedenle birleşen dava açısından davalı şirket alacağına temerrüt tarihi 7.5.2002 tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken 21.2.1999 2008/13156-2009/4065
tarihinden faize karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı;alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde asıl alacağın TL. karşılığı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmeside usule ve yasaya aykırı olup davacı yararına bozmayı gerektirir.
Ne var ki, 2.ve 3. bentteki yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 436/2 maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/13156, K. 2009/4065, 26 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama