KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/14426 E., 2009/4502 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
641 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı avukata 29.9.2001 tarihinde takibe koyması için 1800 USD ve 7.000,00 YTL lik 2 adet senet verdiğini, 7.000,00 YTL lik bono için takibin 30.10.2003 tarihine kadar yapılmadığını, bononun davalı tarafta iken kaybolduğunu öğrendiğini, davalının yaptığı takibe itiraz edildiğini, zararını davalının karşılaması gerektiğini ileri sürerek fazlasını saklı tutarak 7.000,00 YTL nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, bonoları 29.9.2001 tarihli makbuzla teslim aldığını, 7.000,00 YTL lik bononun 23.10.2002 tarihinde eve gece giren hırsız tarafından çalındığını, olayı davacıya haber verdiğini, hırsızın yakalanıp hüküm giydiğini, ancak çalınan çantanın içinde bulunan kağıtları denize attıklarını söylediklerinden bononun bulunamadığını, senet iptali için dava açtıklarını, hırsızlığın mücbir sebep niteliğinde olması nedeniyle illiyet bağının kesildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, senedin davalının kusuru ile zayi olduğuna dayanılarak davanın kabulüne, 7.000,00 YTL nin olay tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı tarafından 29.9.2001 tarihli makbuzla 1800 USD ile 7.000,00 YTL lik bonoların takibe konması için davalı avukata teslim edildiği, 23.10.2003 tarihinde davalı avukatın evindeki hırsızlık olayında senetlerin çantayla birlikte
2008/14426-2009/4502
çalındığı, çalanın yakalanıp hüküm giymesine rağmen bonoların bulunamadığı, 1800 USD lik bononun daha önceden takibe konulmuş olduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerle sabittir. Davacı burada 7.000,00 YTL lik bononun takibe konulamaması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek zararının tazmini için eldeki davayı açmıştır.
Davalı avukat, senedi saklamak için gereken özeni gösterdiğini, ancak gece eve giren hırsız tarafından eşine ait çantanın çalındığını, senetlerin bu çantanın içinde olduğunu, senedin iptali için açtığı davada davacının kendisini azletmesi nedeniyle davayı takip edemediğini, senet borcu için yapılan icra takibine itiraz edildiğini, 3. şahsın eylemi nedeniyle illiyet bağının kesildiğini ileri sürmektedir.
Davalı her ne kadar senedin iptali ve tahsili için dava açıp ve takip yapmış ise de azilname nedeniyle bunları sonuçlandıramadığını bildirmektedir. Dosyanın içinde davacının davalıyı azlettiğine ilişkin azilnamenin bulunmadığı, bu konuda bir araştırmanın da yapılmadığı görülmüştür. Senedin davalı elinde iken kaybolduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Senet davalıya 29.1.2001 tarihinde teslim edilmiş olmasına rağmen, 23.10.2003 hırsızlık olayının vuku bulduğu tarihe kadar davalı avukat yedinde takip yapılmaksızın kaldığı anlaşılmaktadır. Senedin 2 yıl boyunca takibe konulmadan davalı yedinde tutulmuş olması, davalı tarafça davacının talimatı ile beklenildiği şeklinde izah edilmektedir.
Dava, vekilin özen borcunu gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklanmakta olup, yasal dayanağı B.K. 388, 389 ve 390 maddeleridir. Bu yasal düzenlemeye göre vekil müvekkilinin sarih talimatına aykırı hareket edemez. Vekilin mesuliyeti genel olarak işçinin mesuliteyine ait hükümlere tabidir. Vekil işin başarılı olması için mesleki bilgi ve deneyimleri ile hayat deneyimlerine ve işlerin normal oluşuna göre gerekli girişim ve davranışlarda bulunup, basiretli olarak hareket etmesi, işini özenle yapması gerekir.
Davalı, avukatın kendisine verilen bonoya makul sürede icra takibine koymayıp, çaldırması özen borcuna aykırı davrandığını ve kusurlu olduğunu gösterir. Mahkemenin de kabulü bu doğrultudadır. Ne var ki, avukatın kusurlu davranışından dolayı sorumlu tutulabilmesi için kusurun varlığından ayrı olarak müvekkilinin bir zararının da olması şarttır. Kusurlu davranıştan müvekkiline bir zarar doğmuş olması gerekir. Mahkemece bu bağlamda, senedin kaybolması nedeniyle yasal işlemler yapılması halinde alacağın tahsilinin mümkün olup olmayacağı, senedin kaybolmamış olması halinde de borçlunun durumu itibariyle alacağın tahsilinin olanaklı olup olmadığı araştırılmalıdır. Şayet senet kaybolmamış olsa dahi alacağın tahsil olasılığı yoksa veya senedin zayi nedeniyle iptal davası açılıp alacağın tahsili
2008/14426-2009/4502
mümkün ise zararın varlığından bahsedilmeyerek ve avukatı da sorumlu tutmak mümkün olmayacaktı. Mahkemece bu konularda inceleme yapılıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/14426, K. 2009/4502, 2 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama