KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/15296 E., 2009/6101 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
416 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan Tarsus Sosyal sigortalar Kurumu Hastanesi ile aralarındaki sözleşmeye dayanarak 1994 yılından 2005 yılına kadar aralıksız temizlik hizmeti verdiğini, sözleşme hükümlerine aykırı olarak davalıların bu dönemlerde işçilerinin asgari ücret fiyat farkı ve SSK taban ücreti farkını ödemediğini ileri sürerek asgari ücret farkı ve bu farklardan doğan ve işverence karşılanması gereken SSK primleri ve tasarrufu teşfik kesintilerinde meydana gelen artış farklarının ve işsizlik ödeneği nedeniyle oluşan alacaktan şimdilik 9.000 YTL ve işlemiş faiz nedeniyle de 1.000 YTL nın tahsiline karar verilmesini istemiş;27.6.2008 gününde verdiği ıslah dilekçesi ile toplam 51.875.79 YTL asıl alacak ve 28.161.37 YTL faiz alacağının tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davacının51.875.79 YTL asıl alacak ve 28.661.37 YTL işlemiş faiz alacağı bulunduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumunun diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2008/15296-2009/6101
2-Sözleşme ilişkisi davacı ile davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu (eski SSK) arasındadır. Bu sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükler ile sözleşmelere ilişkin talep hakkı da o sözleşmelerin taraflarına aittir. Bu nedenle, akti ilişkilerin tarafı olmayan davalılardan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının da borçtan sorumlu tutulmuş olması doğru değildir. Bu davalı açısından davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken adı geçen davalının da borçtan sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Borçlar Kanunun 101/1 maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı mevcut alacağı yönünden davadan önce davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edememiştir. Temerrüt faizinin istenebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp borçlunun temerrüde düşürüldüğününde kanıtlanması gerekir. Hal böyle olunca mahkemenin işlemiş faize hükmetmiş olması usûl ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
4-Davacı gerek dava dilekçesinde ve gerekse 27.6.2008 tarihinde verdiği ıslah dilekçesinde alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemenin davacının alacağa yönelik talebi gözardı edilerek açılan dava tespit davası olarak nitelendirilmek suretiyle (davacının 51.879,79 YTL asıl alacağının ve 28.661,37 YTL faiz alacağının olduğunun tespitine) şeklinde karar vermiş olması da kabul şekli bakımından doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/15296, K. 2009/6101, 5 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama