KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/16404 E., 2009/2246 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı 12.11.1992 tarihli harici satış sözleşmesi ile 13 ve 14 nolu daireleri sattığını, davalının satış bedelinin 180.000.000 TL'sını ödediğini bakiye 160.000.000 TL'sını ödemediğini, kesinleşen mahkeme kararı ile davalıya 3.715.230.500 TL borcu olduğunu, faizi ile bu miktarın 19.256 YTL'sına ulaştığını, alacağının uyarlanması halinde borcu takas mahsup edildiğinde 4.581 YTL bakiye alacağı olduğunu ileri sürürek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bu miktarın 30.6.2005 tarihinden faizi ile davalıdan alınmasını istemiş, ıslah dilekçesi ile de 160.000 YTL üzerindeki alacağının munzam zarar olduğunu açıklamıştır.
Davalı, davacı müteahitten satın aldığı dairelerin bedellerinin ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne 166 YTL'nin 30.6.2005 tarihine kadar işlemiş 818.40 YTL faizi ile ve bu tarihten itibaren isleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar.
Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı müteahit ile davalı arasında müteahhide isabet eden daireyle ilgili ve 4077 sayılı yasa kapsamında konut satışına ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece ayrı bir tüketici mahkemesi varsa görevsizlik kararı verilmesi yok ise ara kararı ile davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/16404, K. 2009/2246, 24 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama