KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/2023 E., 2008/7371 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki irtifak bedelinin tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı Hazine adına kayıtlı taşınmazın sözleşme ile 49 yıl süre ile kullanımına tahsis edildiğini, 2003 yılı irtifak bedeli olarak 8907 YTL talep edildiğini, davalının sözleşme hükümlerine aykırı aşırı kira talebinin taraflar arasındaki edimi imkansız hale getirdiğini, bu nedenle bu dönem kira bedelinin hak ve nesafet kuralları içersinde günün koşullarına uyarlanmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,davanın kabulüne,dava konusu taşınmazın 2003 yılı irtifak bedelinin 4452,47 YTL olarak uyarlanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 1.11.1982 başlangıç tarihli 49 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlenmiştir.Bu sözleşmenin 14. maddesi gereğince irtifak bedelinin 5’er yıllık dilimler halinde idarece belirleneceği ve bu belirlemenin kabul edilmememsi halinde ,kiracının sözleşmenin 16. maddesi ile kararlaştırıldığı üzere “2 ve onu takip eden 5’er yıllık dönemlerin ilgili komisyonca 15.maddedeki esaslara göre takdir olunacak kira bedelleri fazla görüldüğü takdirde hak lehdarının umumi hükümlere göre yargı mercilerine başvurabileceği “ öngörülmüştür.Sözleşmenin 14.maddesi hükmü ile kira bedelinin ne şekilde belirleneceği ,hangi kıstasların esas alınacağı kararlaştırılmıştır.Sözleşmede ,davalı kiralayana kira bedelini tespit etme yetkisi verilmiş olmakla beraber ,kiralayan bu hakkını kullanırken objektif
hareket etme durumundadır.Hakkını kötüye kullanarak ,fahiş bir fiyat tespit etmesi halinde hakim bu belirlemeye müdahale eder.Bu itibarla dava bir uyarlama davası değil,sözleşmedeki hükümlerin ve sözleşme ile kiralanana tanınan hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığının tespitine yönelik bir davadır.Ne var ki, her hakkın kullanımında olduğu gibi, sözleşmeden kaynaklanan hakkın kullanılmasında da, Medeni Kanunun 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kurallarına aykırı davranılmamalıdır.
O nedenle, davalının sözleşmeden kaynaklanan hakkını dürüstlük kuralları içerisinde kullanması asıldır ve kendisinden beklenen de bu olmalıdır. Davadaki talepte, davalının hakkını kötüye kullanarak fahiş olarak tesbit ettiği kira parasının indirilmesi ve davalının bu davranışına hakimin müdahalesi istemidir.
Davada hemen belirtelim ki; davalının takdir hakkının üst sınırının öncelikle belirlenmesi gerekir ki, bunun üzerindeki miktarın hakkın kötüye kullanılmış olduğu kabul edilsin. Olayın özelliği itibariyle, davalının takdir hakkının üst sınırı 5'er yıllık dönemlerin bitim tarihinden itibaren yeniden başlayacak beş yıllık dönem başında, dava konusu kiralananın bos olması halinde emsal ve rayice gore olması gereken kira parası oldugunun kabulunde duraksamaya yer olmamalıdır.
Öyle ıse mahkemece dava konusu dönem başında, dava konusu kiralananın boş olması ve yeniden kiraya verilmesi halinde emsal ve rayice uygun olarak getirebileceği kira parası, bu konuda uzman bilirkişi marifetiyle tarafların gerektiğinde emsalleri de ele alınmak suretiyle saptanmalı, bunun sonucuna uygun olarak getirebileceği kira miktarı böylece belirlenmeli ve davalının takdir hakkının üst sınırının bu yolla belirlenebilecek miktar olduğu kabul edilmelidir.
Bu belirlemeden sonra yine hak ve nesafet kuralları, davacının bu yerde eski kiracı bulunuşu, taraflar arasında uzun süreli bir kira sözleşmesinin akdedildiği olgusu gözönüne alınarak, belli bir miktarda indirim yapılmalı ve böylece olması gereken kira parası belirlenip bunun sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler gözönüne alındığında mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporu hüküm vermeye yeterli değildir.Açıklanan bu nedenlerden dolayı mahkemece konusunda uzman taraflarla uyuşmazlığı bulunmayan tarafsız bilirkişi kurulu oluşturulup, kendilerinden taraf ve yargı denetimine elverişli rapor istenmeli, verilecek raporda taahhüt senedinin ilgili hükümleri de gözetilerek kira parasının tesbiti hakkının davalı idareye verilmesindeki amaç da gözetilerek ayrıntılı rapor alınarak sonucuna uygun karar verilmelidir. Mahkemenin açıklanan yönleri göz ardı ederek somut olayın özelliğine uygun düşmeyen bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup , Bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/2023, K. 2008/7371, 28 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama