KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/3252 E., 2008/9419 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
612 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, 20.8.2001 tarihli 5 yıl süreli sözleşme gereği davalılarla adi ortaklık kurduklarını, kendisinin ...’de plastik poşet ve ambalajların imalat ve pazarlamasını yaptığını, davalıların talebi üzerine bunu ...’da bulunan davalı ...
Lt Şti ne ait bıçak fabrikasına taşıdığını, davalıların Almanya’da olduklarını, kendisinin fabrikayı işleteceği kardan % 15 ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme gereği davalıların 30 000 DM para koymaları gerektiğini ancak bunu koymadıklarını, bu nedenle harcamaları kendi imkanları ile karşılamak zorunda kaldığını, fabrikayı yeniden faal hale getirmek için çok uğraştığını, davalıların üretilen malları yurt dışında pazarlayacaklarına ilişkin taahhütlerinin olmasına rağmen bunu gerçekleştirmediklerini, aralarında 29 3.2003 tarihli toplantının yapılmış olmasına rağmen davalıların taahhüt ettikleri paraları ödemediğini,
kendi makinesini satmak zorunda kaldığını, davacıyı makineleri satıyor diye jandarmaya şikayet ettiklerini, fabrikaya el koyup 12.3.2003 tarihi itibarı ile kendisini fabrikaya sokmadıklarını ileri sürerek, ... için 1.000,00 YTL sebepsiz zenginleşmeden, 5 yıllık kazanç kaybı nedeniyle 1.000,00 YTl maddi,10.000,00 YTL manevi tazminatın , ...
Ambalaj Lt Şt yönünden 1.000,00 YTL kazanç kaybının davalılardan tahsilini, ...’den getirilip rızası dışında elinden çıkan makine ve teçhizat ile menkullerin teslimini, bina ve işletme ile ilgili muarazanın giderilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının idareci ortak olduğunu ancak hesap vermeye yanaşmadığını, bıçak fabrikasının zaten faal bir fabrika olduğunu, kendilerinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak davacının kardan pay vermediğini, çalışanların parasını fabrikanın elektrik su telefon borçlarını dahi ödemediğini, bunları kendilerinin ödemek zorunda kaldığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacının hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğine, fabrikada kendisine ait makine ve teçhizat tespit edilemediğine, tanık beyanlarına göre yapılan imalatların davalıların gönderdiği parayla yapıldığının anlaşıldığına ve davacının iddialarını ispat edememiş olduğuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıların , davalılar ile adi ortaklık kurdukları ve sözleşme gereği davacının idareci ortak olduğu sabittir. Davacı , davalıların edimlerini yerine getirmediğini ve kendisinin fabrikaya sokulmadığını ileri sürmüş, davalılar ise davacının hesap vermeye yanaşmadığı , kendilerine kardan pay vermediğini, fabrikayı gereği gibi işletemediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda taraflar arasındaki adi ortaklığın bu aşamada devamının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece çoğun içinde azı da vardır prensibinden hareketle ortaklığın feshi ve tasfiyesine karar verilmesi gerekmektedir.
BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır.
Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir.
Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih saptanmalı, bu tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, ortaklığı yöneten ve idareci ortak olan davacıdan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir.
Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkemece, tayin edilecek tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanlarının satılmasına, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilecek 2008/3252-9419
gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Mahkemece adi ortaklığın varlığı kabul edilmiş olmasına rağmen ortaklığın devam etmediği gözetilerek anılan hususlar araştırılmaksızın ve tarafların alacak ve borçları tam olarak belirlenmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/3252, K. 2008/9419, 3 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama