KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/3609 E., 2008/10869 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
363 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1989 yılında ...'dan Türkiye'ye göç ettiğini, 1990 yılında Devlet Bakankığınca kendilerine göçmen konutlarının yapılmasının taahhüt edildiğini, kendisininde bankaya 2.500.000 TL ödediğini, ancak konutun henüz teslim edilmediğini, 1991 yılında bankaya yatırdığı 2.500.000 TL ile buğünkü değeri 25-30.000.000.000 TL olan bir arsa alabileceğini, hazine banosunda da değerlendirseydi 15-25.000.000.000 TL olabileceğini ileri sürerek zararının denkleştirici adalet ilkesi ve BK.'nun 105.maddesi uyarınca hesaplanmasını ve toplam zararından fazlası saklı kalmak üzere şimdilik 110,00 YTL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 2.500.000 TL'nın 19.9.1991 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, ...' dan 1989 yılında göçmen olarak geldiğini, davalının 1990 yılında başlattığı proje kapsamında kendilerine konut yapmayı taahhüt ettiğini, bu taahhüt nedeniyle davalı hesabına 2.500.000 TL. para yatırdığını, konutlarının teslim edilmediğini ileri sürerek talepte bulunmuş, davalı husumet itirazında bulunarak davanın reddini dilemiştir. Dosyadaki delillerden davacı tarafından 1991 yılında davalının duyurusu üzerine konut sahibi olmak amacıyla davalı hesabına 2.500.000 TL para yatırdığı, davalının çıkardığı yönerge ve broşürde gösterilen konut 2008/3609-10869
dağıtımına ilişkin tahsisi sıra ve puanlarının yetersiz kalması ve böylece sıralarının gelmiş olmaması nedeniyle kendilerine konut tahsis edilemediği, bu icap ve kabule göre de taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşınmaz satışından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre geçersiz taşınmaz satımına ilişkin sözleşmelerde denkleştirici adalet ilkesi uygulanarak davacının ödediği paranın ulaşacağı alım gücünün iadesi gerekir ise de; yargılama sırasında yürürlüğe giren 5543 sayılı kanun ile bu konuda özel düzenleme yapılmıştır.
Ancak anılan yasa ile ilgili olarak iptal istemi ile Anayasa Mahkemesine başvurulduğu ve yürütmeyi durdurma kararı verildiği anlaşıldığından, mahkemece bu davanın bekletici mesele yapılarak hasıl olacak sonuca göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/3609, K. 2008/10869, 22 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama