KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/3814 E., 2008/7053 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olan davalının takip edip sonuçlandırdığı ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1998/939 esas sayılı dava dosyası ile hükmedilen alacağının tahsili için başlattığı icra takibinde, borçlu tarafından ödeme yapılmasına rağmen davalı avukatın kendisine bilgi vermediğini, uzun zaman sonra ödeme yapıldığını öğrenmesi üzerine davalının aralıklarla ve peyderpey olmak üzere 9.500.000.000 TL ödediğini, asıl alacaktan 6.335.460.000 TL’nin halen ödenmediğini ileri sürerek, tahsil ve ödeme tarihlerine göre işlemiş 3.512.633.000 TL faiz alacağı da dahil olmak üzere toplam 9.848.093.000 TL’nin asıl alacağa işletilecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, icra takibine konulan alacağın kesintilerden sonra 15.335.460.000 TL olarak kendisine ödendiğini, davacının rızası ile paranın bir kısmını uhdesinde tuttuğunu, savunarak davanın reddini dilemiş, birleşen davası ile de vekalet ücreti, yaptığı giderler, vergi dairesindeki işlerin takibi, sabıka kaydının silinmesi, davacının başka dosyalarının takibi için alacağının doğduğunu ileri sürerek 6.481.347.000 TL asıl ile işlemiş faizi olmak üzere toplam 11.3342.257.250 TL’nin tahsilini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile 4.266,71 YTL asıl alacak ile 3.512,63 YTL işlemiş faizin, asıl alacağa ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, birleşen dosya tefrik edildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK’nun 45. maddesi “aynı mahkemede yürütülmekte olan davalar aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir” hükmünü içermekte olup, aynı maddenin 3. fıkrasında, “ davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır” hükmü bulunmaktadır.
Eldeki davada davacı, davalı avukatın tahsil ettiği alacağını kendisine vermediğini ileri sürmüş, davalı ise birleşen davası ile davacının takip ettiği işleri dolayısıyla hak ettiği ücret ve masraflarının tahsilini istemiştir.
Birleşen davanın konusu içinde, asıl davanın konusunu oluşturan alacağın dava, takip ve tahsili için yapılan hukuki yardım ücreti ve yargılama giderleri de bulunduğundan iki dava arasında hukuki ve fiili irtibatın bulunduğu ve bir dosyada verilecek hükmün diğerini etkileyebilecek nitelikte olduğunun kabulü zorunludur. Bu itibarla az yukarıda anılan dava ile eldeki davanın birleştirilerek yargılamanın sürdürülmesi gereklidir.
Mahkemece, her iki dava dosyasının birleştirilerek yargılamanın devam ettirilmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/3814, K. 2008/7053, 22 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama