KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/4259 E., 2008/11135 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
532 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, davalı kuruma bağlı hastalara, firmaları tarafından temin edilen iyileştirirci nitelikteki tıbbi malzeme bedellerinin ödemediğini ileri sürerek, 484.862.000.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren en yüksek temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kendileri ile dava dışı SSK ve Bağ-Kur Genel Müdürlüğü arasında, kurumların yapacakları aynı konudaki sözleşmelerde ortak fiyat oluşturulması amacıyla protokol düzenlendiğini, "Neşter Operasyonu" adı ile bilinen operasyon ile ilgili yapılan çalışma sonunda sandıkla SSK ve Bağkur arasında imzalanan ve 7.11.2000 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ortak tedavi protokolü hükümleri gereğince ve davacı ile imzalanan sözleşmenin S-B- (h) ve (i) maddelerine aykırı hareket edildiğinin belirlendiğini, bu nedenle de davacı firmaya 3.825.471.566 TL borç tahakkuk ettirildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu gereğince, davacı firmanın, SSK'ya bağlı hastaların tedavisinde kullanılan tıbbi malzeme ve fiyatların, olması gerekenin çok üstünde gösterilmesi için bu işlerle uğraşan firmalarla anlaştığı, davalıya fazla fiyatla malzeme sattığı, bu nedenle davalıdan alacağının bulunmadığı kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Tıbbi sarf malzemesi temini konusunda taraflar arasında 20.12.1999 tarihli sözleşmenin imzalandığı, davacının, davalı kuruma bağlı hastalar için temin etmiş olduğu tıbbi malzeme bedellerinin ödenmemesi nedeniyle,
alacağının tahsili için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davalı ise, dava dışı SSK ve Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ile aralarındaki ortak tedavi protokolüne ve davacı ile imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı şekilde yüksek fiyattan malzeme temin edildiğini, bu nedenle davacı firmaya fiyat farkından kaynaklanan borç tahakkuk ettirildiğini bildirerek, davacının kurumdan alacağı bulunmadığını savunmaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin "Uygulama Esasları" başlıklı bölümünün S-B/h bendinin son cümlesinde "Diğer kamu kurum~ ve kuruluşları ile yapılan fiyat indirimleri sandığımız için de aynı tarih itibariyle geçerli olacaktır." Hükmü gereğince davalının kamu kurum ve kuruluşlarına yapacağı fiyat indirimlerinin davacıya da yansıtılması gerekli olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilebilmesi için, öncelikle davacı firmanın davalı kurum dışındaki diğer kamu kurum ve kuruluşlarına, davalıyla yaptığı sözleşmenin yürürlükte olduğu sırada daha düşük fiyatla malzeme satıp satmadığının belirlenmesi zorunludur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise bu konuda herhangi bir açıklama mevcut de~ildir. Öte yandan Davalı kurum tarafından "fiyat farkı" nedeniyle davacı aleyhine ... 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan 2006/480 E. sayılı davanın da halen derdest oldu~u anlaşılmaktadır.
Bu nedenle davalının sözleşme kapsamında sorumlu olup olmadığının tespiti için mahkemece öncelikle, davalı kurum tarafından davacıya karşı açılan, az yukarda mahkeme ve esas numarası belirtilmiş olan "fiyat farkına" ilişkin davanın kesinleşmesi "bekletici sorun" yapılmalı, davalı kurumdan, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulandığı zaman içinde, davacı firmanın davalı kuruma fatura ettiği malzemeleri diğer kamu kurum ve kuruluşlarına daha düşük fiyattan sattığına dair varsa delilleri ile,
davacının karşı delilleri sorulup toplanmalı, bu durumun ispat edilmesi halinde, bu fiyat indiriminden davalı kurumun da yararlanacağı kabul edilerek, tüm bu inceleme ve araştırmaların sonucuna göre davacının alacaklı olup olmadığı belirlenmeli ve buna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/4259, K. 2008/11135, 6 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama