KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/4298 E., 2008/10007 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Temmuz 2008
Karar Metni
638 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
... A.Ş. vekili avukat ... ile Emekli Sandığı Genel Müd. vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında Ankara 24.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.6.2007 tarih ve 93-208 sayılı hükmün Dairenin 23.1.2008 tarih ve 11772-736 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı şirket, 5.3.1999 tarihinde hükmi şahsiyet kazanarak “...
Hastanesi” adlı merkezde sağlık hizmeti vermeye başladıklarını, sigortalılara sağlık hizmeti verilmesi konusunda davalı ile de sözleşmeler imzaladıklarını, ne var ki 2002 yılında davalı kurumun müfettişleri tarafından tanzim edilen rapor esas alınarak hastane çalışanları hakkında “çıkar amaçlı suç örgütüne yardım ve yataklık yapmak, dolandırıcılık ve rüşvet” iddiaları ile savcılık tarafından dava açıldığını, hazırlık soruşturması sürerken davalının aralarındaki sözleşmeyi feshettiğini, tahakkuk eden alacaklarına da haksız olarak el koyduğunu, oysa ki “neşter operasyonu” olarak bilinen davada şirketin “sanık” sıfatıyla yargılanmadığını,
hastane çalışanları hakkındaki suç isnatlarının da soyut iddialardan öteye geçemediğini ileri sürerek, verilen sağlık hizmeti nedeniyle ödenmeyen fatura alacaklarının tahsili için başlatmış oldukları icra takibine yapılan itirazın iptalini, %40 inkar tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacı şirket ile 12.4.1999 ve 15.4.2001 tarihinde hizmet sözleşmesi imzalandığını, başlatılan soruşturma üzerine 2003 yılında sözleşmenin yenilenmediğini, davacının, dava dışı firmalara iskonto faturaları düzenlemek suretiyle daha ucuza aldığı malzemeleri yüksek miktarla fatura ederek kurum zararına neden olduğunun anlaşıldığını, takibe konu fatura bedellerini ödemekle yükümlü olmadıklarını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında tıbbi malzeme satış sözleşmesi bulunmadığı, sözleşmenin sağlık hizmeti verilmesine yönelik olduğu, davacının takibe konu faturalara ilişkin sağlık hizmeti verdiği konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, davalının takibe itirazının haksız
olduğu gerekçesiyle 9.267,00 YTL üzerinden takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hükmün davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.1.2008 tarih ve 2007/11772 esas, 2008/736 karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmesi üzerine davalı tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
1-Davacı, davalıya bağlı sigortalı hastalara ... olduğu sağlık hizmeti nedeniyle düzenlenen fatura bedellerinin ödetilmesi için eldeki davayı açmış olup, davalı ise fatura bedellerini ödemekle yükümlü olmadıklarını, gerçeğe aykırı rapor ve belgelere dayalı fazla ödemeler nedeniyle kendilerinin davacı şirketten alacaklı olduklarını, alacaklarının takas ve mahsubunun söz konusu olduğunu, davanın da bu nedenle reddi gerektiğini savunmuştur.
Sosyal Sigortalar Kurumunda “neşter operasyonu” adıyla bilinen soruşturma sonrasında davacı hastane çalışanları hakkında 21.5.2003 tarihli iddianame ile dava açıldığı, suç isnatları arasında “yapılmayan sağlık hizmetlerinin yapılmış gibi” gösterildiği hususunun da bulunduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacı şirket, tüzel kişilik olarak iddianamede yer almamışsa da, davacı şirketin kurucusu ve hastanenin genel müdürü olan, davalı ile yapılan sözleşmelerde şirketi temsilen imzaları mevcut olan ... ... ile birlikte hastanenin mesul müdürü Dr.... ..., hastanede görevli Prof.Dr.... ..., Dr.... ... ve hastane çalışanlarından ... ... ... hakkında adı geçen operasyon sonrasında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde 2004/220 E. sayılı dosya ile kamu davası açılmış olup, henüz derdest olduğu, kamu davasına dayanak olarak gösterilen olayların, davalının savunmasında bildirdiği hususları da kapsadığı görülmektedir.
B.K.nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince tespit edilen maddi vakıalar hukuk mahkemesini bağlayacağından, bu dava yönünden ceza mahkemesinde açılan kamu davasının sonucunun beklenmesi zorunludur. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek adı geçen ceza davası “bekletici sorun” yapılmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Kararın bu gerekçe ile bozulmasına karar verilecek yerde zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalının bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 23.1.2008 tarih ve 2007/11772 esas, 2008/736 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer karar düzeltme taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/4298, K. 2008/10007, 15 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama