KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/5267 E., 2008/12363 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
627 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ...’ın murisi, kendisinin ise kardeşi olan ...’la 1992 yılından itibaren birlikte çalıştıklarını, 1994 yılında da babaları ... ile beraber diğer davalı ...
Limited Şirketini kurduklarını, ancak kendisinin, resmi kayıtlarda şirketin hissedarı olarak görünmediğini, şirketin %90 hissesinin kardeşi ..., %10 hissesinin de babaları ... adına kayıtlı olduğunu, gerek davalının murisi olan kardeşi, gerekse davalı şirketle arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, onbeş yıldır şirketin dış ilişkideki tüm işlerini kendisinin yerine getirdiğini, kardeşi ...’un 2.5.2007 tarihinde ölümü üzerine adi ortaklığın fiilen sona erdiğini ileri sürerek,
adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 5.000,00 YTL kar payı ile 5.000,00 YTL tasfiye payı olmak üzere toplam 10.000,00 YTL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., kendisine asaleten, çocukları ... ve ...’e velayeten vermiş olduğu cevap dilekçesinde, muris ... ile davacı arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı ile davalı şirket arasındaki adi ortaklığın yazılı delillerle kanıtlanamadığı, davacının karşı tarafa yönelttiği yeminin de davalı şirket temsilcisi tarafından eda edildiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı şirket hakkında açılan dava ile ilgili, davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davalılardan ... hakkında (kendisine asaleten, çocukları ... ve ...’e velayeten) açılan dava yönünden davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı, kendisinin kardeşi, davalı ...’ın ise eşi ve murisi olan ... ile 1992 yılından itibaren birlikte çalıştıklarını, 1994 yılında da babaları ile beraber davalı şirketi kurduklarını, şirketin %10 hissesini babaları ...’a verdiklerini, kalan %90 hissenin ise resmi kayıtlarda ... adına göründüğünü, ancak her iki davalı ile de arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu ileri sürerek, ...’ın 2.5.2007 tarihinde ölümü ile sona ... adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Davacı dava dilekçesinde, gerek davalı şahıs, gerekse davalı şirketle arasında adi ortaklık bulunduğunu açıkça belirttiği gibi, 17.10.2007 tarihli replik dilekçesinde ve mahkemenin “tanık dinletme talebinin reddine” ilişkin vermiş olduğu 28.11.2007 tarihli ara kararına itiraz amacıyla ibraz ettiği 17.12.2007 tarihli dilekçesinde de, bu hususu ayrıca vurgulamış, delil olarak da yazılı delili bulunmadığını ancak tanık deliline dayandığını bildirmiştir.
Davanın gerek şirkete gerekse davalı ... kişiye birlikte yöneltildiğine ve davacı ile her iki davalı arasında adi ortaklık bulunduğu ileri sürüldüğüne göre, mahkemece davadaki bu iddia ve talep doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılması zorunludur. O halde davacı ile şirket arasında adi ortaklık olup olmadığının incelenmesi gerektiği gibi, davacı ile ... arasında da, ...’ın şirketteki %90 hissesi üzerinde adi ortaklık olup olmadığının incelenmesi gereklidir.
Bu itibarla mahkemenin, “ortaklık iddiasının davacı ile şirket arasında olduğu” gerekçesiyle tanık dinletme talebinin reddine ilişkin vermiş olduğu 28.11.2007 tarihli ara kararında isabet bulunmadığı gibi, davacının karşı tarafa yöneltmiş olduğu yeminin de sadece şirkete yöneltilmiş gibi işlem yapılması da doğru değildir.
Borçlar kanununun 520 ve devamı maddeleri gereğince adi ortaklık sözleşmelerinin, yazılı şekilde yapılması geçerlilik şartı olmayıp, sözlü olarak da yapılması mümkün bulunduğundan, öte yandan davacı ile davalının murisi ...’ın kardeş olmaları nedeniyle davada tanık da dinlenebileceğinden, mahkemece, davanın yöneltildiği ... kişi ...’ın murisi olan ... ile davacı arasında, resmi kayıtlara göre ...’ın sahibi olduğu ...
Limited Şirketinin %90 hissesi üzerinde adi ortaklık bulunup bulunmadığı konusunda, tarafların bildirecekleri tanıklar dinlenip, diğer delillerle birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek, ... kişiye karşı açılan dava yönünden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/5267, K. 2008/12363, 27 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama