KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/5799 E., 2008/10559 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat .... gelmiş, davacı tarafından gevlen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile toplu konut projesi kapsamında yönetim müşavirliği ve inşaat kontrolörlüğü hizmetini yürütmek üzere sözleşme imzaladıklarını, davalının 47.395 YTL. hak ediş tutarını ödemediğini, alacağın tahsili için icra takibi de yaptığını, açık fatura düzenleyip davalıya tebliğ edildiği halde ödenmediğini ileri sürerek, alacağının 19.7.2002 tarihinden avans faizi ile ve ayrıca geçmiş günler faizi ile karşılanamayan munzam zararının tesbit edilerek tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; 45.482 YTL. asıl ve 13.893 YTL işlemiş faiz toplam 59.375 YTL. alacağının 5.000 YTL.na dava tarihinden, bakiye 47.395 YTL.na ıslah tarihinden faizi ile tahsiline, munzam zarar talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki sözleşmenin eki idari şartnamenin 6. maddesinde, “ …..tanzim edilen hakedişler Belediye’nin onayından sonra müşavir tarafından fatura tanzim edilerek verilir ve gerekli encümen kararı alınarak bir sureti Bankaya sevkedilir. Onaylı hak ediş raporu bedeli Banka tarafından Toplu Konut 2008/5799-10559
İdaresi ile yapılan protokol çerçevesinde ödenir. Bu süre onaylı hak ediş raporu ve ilgili evrakın Bankaya intikal ettiği tarihten itibaren 30 günü aşamaz “ hükmünü içermektedir. Bu kararlaştırma, alacağın muacceliyetine ilişkin olup davalının temerrüdü olarak kabulüne olanak yoktur. Davacının hak ediş tutarlarına ilişkin istihkakını alabilmesi için gerekli olan , alacağın ödenmesini sağlayacak olan faturaları 25.668 YTL.bedelli olanını 30.12.2003 tarihinde, 21.726 YTL. bedelli olanını 31.12.2004 tarihinde düzenleyerek davalı idareye tebliğe gönderdiği ve ayrıca bu fatura bedellerinin ödenmesini de 12.1.2005 tarihli ihtar ile talep ettiği ve davalının 10.000 YTL. dışında ödeme yapmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Sözleşme eki şartnamenin yukarıda açıklanan 6. maddesine göre hak ediş tutarlarının , faturaların tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün ilave ile 30.12.2003 tarihli faturanın 28.2.2004 tarihinde, 30.12.2004 tarihli faturanın 24.2.2005 tarihinde muaccel hale geldiği anlaşılmaktadır. B.K.nun 101.maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.
Bu durumda, anılan ihtarın davalıya tebliği ile verilen 7.günün sonu olan 24.1.2005 tarihinde, 30.12.2004 tarihli fatura için ise muacceliyet tarihi daha sonra olduğundan dava tarihinde davalının temerrüde düştüğünün kabulü zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, 30.12.2003 tarihli 25.668 YTL.bedelli fatura tutarına 24.1.2005 tarihinden, 30.12.2004 tarihli ödemeden sonra bakiye kalan 19.814 YTL.na dava tarihinden itibaren faiz yürütülerek tahsiline karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanlış değerlendirme ile muacceliyet tarihlerinin temerrüt tarihi olarak kabul edilip faize faiz yürütülecek şekilde yazılı şekilde karar verilmesi ve usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/5799, K. 2008/10559, 15 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama