KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/6015 E., 2008/11789 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
547 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın davalı ... A.Ş. yönünden reddine diğer davalılar yönünden kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar ... A.Ş. ve ... Dayanıklı Tük. Ltd. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan alınan kredi ile diğer davalıların ithalatçısı, üreticisi ve satıcısı olduğu Honda cıvıc marka aracı satın aldığını, ancak araçta meydana gelen arızalar ve özellikle sağa dönüşlerde direksiyonun sürekli olarak toparlanmaması nedeniyle araçtan faydalanılanmanın süreklilik kazandığını,uzun süre serviste kalmasına rağmen ayıbın giderilemedeğini,tespit yaptırdığını ileri sürerek,aracın iadesine,fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle dava tarihi itibariyle taksitler halinde ödenen toplam 15.981.558.359 TL nın tahsilini istemiş;1.9.2005 tarihinde verdiği ıslah dilekçesi ile de taksitlendirilen kredinin tamamını
ödediğinden bahisle dava tarihinden önce ödenen miktara dava tarihinden bakiye 23.029.228.695 TL da ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, araçta ayıp bulunmadığını, aracın iki kez kaza geçirdiğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, aracın direksiyonundaki ayıbın halen devam ettiği gerekçe gösterilmek, mevcut kaza nedeniyle indirim yapılmak ve bilirkişi rapor ile ek raporu esas alınmak suretiyle 26.499.94 YTL nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan Honda AŞ ve ... Lt .Şt’den tahsiline, aracın iadesine,diğer davalı banka hakkındaki davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar Honda A.Ş ve ... Lt ŞT’İ tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde 2008/6015-11789
bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı 1.9.2005 gününde verdiği ıslah dilekçesinde dava dilekçesinde talep edilen miktara dava tarihinden, bakiyesine de ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkeme ise davacının talebini de aşmak suretiyle HUMK 74 maddesine aykırı bir şekilde kabul edilen miktarın tamamına dava tarihinden itibaren faiz uygulamak suretiyle hüküm kurmuştur.
Oysaki bu tür uyuşmazlıklarda bedel iadesi ve faiz konusunda gerek Dairemizin istikrar kazanmış kararlarına ve gerekse Hukuk Genel Kurulu (22.06.2005 tarih 2005/4-309 E 2005/391 K.) kararına göre, bedel iadesi veya aracın değiştirilmesine karar verilmesi durumunda satıcının kullanma bedeli olarak bir talepte bulunamayacağı benimsenmiştir.
Sözleşmeden cayma durumunda ise, araç ayıplı dahi olsa, tüketicinin tasarrufunda bulunduğu sürece satıcı veya sağlayıcının faiz ile sorumlu olmayacağı kabul edilmektedir. Arızanın niteliği itibariyle, aracın kullanımına engel teşkil etmediği ve aracın tüketici tarafından yargılama sürecinde devamlı kullandığı durumlarda bunun menfaatler dengesine ve hakkaniyete uygun olduğu şüphesizdir.
Ne var ki, aracın ayıp nedeniyle hiç kullanılmadığının sabit olduğu veya ayıplı aracın, satıcıya veya ifa yardımcısı durumundaki yetkili servislerine veya mahkemece belirlenen tevdi mahalline teslimi durumunda satıcının temerrüde düştüğünün dolayısıyla faiz ile sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Somut olayda arızanın mahiyeti itibariyle davacının aracı kullanmaya devam ettiği anlaşıldığına ve arac iade edilmediğine göre faiz talebinin reddine karar vermesi gerekirken,davacının talebini de aşmak suretiyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi,yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK 437/8 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/6015, K. 2008/11789, 14 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama