KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/639 E., 2008/2468 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
566 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı şirkete hukuki, cezai, idari ve icrai işlerinde avukat olarak hizmet etmek üzere 10.1.2000 tarihli sözleşme ile aylık ücret ödenmesi şeklinde anlaşma yapıldığını, ancak 8.2.2001 tarihinde haksız olarak azledildiklerini ileri sürerek, 1.1.2001-1.1.2002 dönemi için toplam 1.800 YTL. vekalet ücretinin ödenmesi için yapılan takibe haksız itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacı avukatların yaptıkları icra takiplerinde ağır hata ve kusurlarının bulunduğunu, bu nedenle haklı olarak azledildiklerini, savunarak davanın reddini dilemişler, karşı dava ile davacıların tutumu nedeni ile zarara uğradıkları bedelden şimdilik 500 YTL. ile 1.000 YTL de manevi tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı ...’un davası ile davalının karşı davasının takipsiz bırakıldığından işlemden kaldırılmasına, davacı ... yönünden itirazın iptali ile % 40 tazminata karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar ile davalı arasında imzalanan 10.1.2000 tarihli iş ve ücret sözleşmesinde; davalı şirket ile ilgili her türlü hukuki, cezai, idari ve icra iş ve takiplerini 1.1.2000 tarihinden itibaren davacı avukatlar tarafından üstlendikleri ve aylık 100 YTL. vekalet ücretinin ödeneceği, sözleşmenin devamı halinde %50 zamlı olarak ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığı ve 3.maddesinde de, dava, takip ve seyahata ait masrafların işveren şirkete ait olduğu ve peşin ödeneceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Davalı 8.2.2001 tarihli azilnamede, davacıları gördüğü lüzum üzerine azil ettiğini ifade etmiş, yargılama aşamasında da, davacı avukatların yaptıkları icra takiplerinde, gerekli özeni göstermediklerini, tüzel kişiliği olmayan firmaya ödeme emri gönderildiğini ve ödeme emirlerinin gerekli adres araştırması yapılmadan tebliğe çıkartıldığını ve bila tebliğ iade edildiğinde de hiçbir işlem yapılmadan takipsiz bırakıldığını açıklayarak, azlin haklı olduğunu savunmuştur.
Gerçekten de Bakırköy 1.İcra Müdürlüğünün 2000/598 sayılı dosyada Horozoğlu firması adına firma adı ile ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığı, 18.5.2000 tarihinde bila tebliğ iade edildikten sonra başkaca bir işlem yapılmadığı, 2000/5256 sayılı takip dosyasında, 19.10.2000 tarihinden sonra bir işlem yapılmadığı, 2000/473 sayılı takip dosyasında 25.9.2000 tarihinden itibaren başkaca bir işlem yapılmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece bilirkişi görüşüne itibar edilerek masrafların müvekkili şirket tarafından karşılandığında davacı avukatların yasal araştırma dışındaki işlemleri yapabileceği gerekçesi ile azlin haksız olduğu kabul edilerek karar verilmiştir.
Ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 3.maddesindeki açık hükme ve Avukatlık kanununun 173. maddesine göre dava ve takip masraflarının müvekkil tarafından karşılanması esas olup, masraf almadan davacı avukatların hukuki işlem yapması sözleşme ve yasa hükmüne aykırı olduğu gibi, istendiğinde müvekkil tarafından masrafların verilmediği de davacı tarafça isbatlanmış değildir.
Gerçektende davacı avukatın, vekil olarak borçları BK’nun 389 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, öncelikle vekilin BK.nun 390 maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır.
Yine, Avukatlık kanununun 174. maddesine göre de, avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir ancak, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise, yani azil haklı ise avukatlık ücretinin ödenmesi gerekmez. Bu nedenle davacı tarafın azli haklı olduğundan talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/639, K. 2008/2468, 25 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama