KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/6518 E., 2008/14621 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
615 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, yeminli mali müşavir olduğunu, davalı şirketin de aralarında bulunduğu şirketler gurubunun 2005 yılı tam tastik işlemlerini yapmak için sözleşme imzaladığını, sözleşmenin 1.4.2005 başlangıç tarihli 1 yıl süreli olup 8.1 maddesi hükmü uyarınca sona ermesinden en az 1 ay öncesinde yazılı bildirimde bulunulmaması halinde sözleşmenin 1 yıl süre ile kendiliğinden uzayacağının kararlaştırıldığını, 1 ay öncesinde ihbarda bulunulmadığı için sözleşmenin uzadığı düşüncesi ile başka şirketlerden ... almadığını,
yasal zorunluluk nedeniyle ek sözleşme imzalanıp birer fotokopisinin yeminli mali müşavirler odası ile davalının vergi dairesine gönderilmesi gerektiğini bildirmesine rağmen davalının ek sözleşme düzenlemediği gibi 6.3.2006 tarihli yazı ile davacının bazı muhasebe ... ve işlemlerindeki önemli yanlış ve eksikliklerden doğan zararları olduğunu bildirerek sözleşmesini fesh ettiğini ve başka bir mali müşavir ile sözleşme yapıldığının bildirildiğini, sözleşmenin 3.2 maddesi uyarınca kendisinin yazılı izni olmaksızın başka bir mali müşavirle sözleşme yapılması halinde ücretin tamamına hak kazanacağının da kararlaştırılmış olduğunu,
fesih sebeplerinin doğru olmadığını, YMM odası ücret tarifesi gereği tam ücretinin tahsili için yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin yenilenmeyeceğinin önceden şifahen davacıya bildirildiğini, ardından 6.3.2006 tarihli yazı ile
bildirimde bulunulduğunu, ek sözleşme imzalanmadığından sözleşmenin zaten uzamadığını, ücrete hak kazanılmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin 8.1 maddesi gereğince usule uygun fesh edilmediğinden 1 yıl uzadığının ve davacının tam ücrete hak kazandığının kabulüne ancak davacı tarafından yeni dönem için her hangi bir hizmet verilmediğine dayanılarak BK 325 maddesi uyarınca taktiren %20 oranında indirim yapılarak davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 6.874,00 YTL üzeriden devamına, sair taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalının da aralarında bulunduğu şirketlerin tam tastik işlemleri için imzaladığı sözleşmenin bitimine 1 ay kala yazılı ihbarda bulunulmadığından 1 yıl daha uzadığını, ancak 6.3.2006 tarihli ihtarla sözleşmesinin fesh edilip, yazılı izni olmaksızın başka bir muhasebeci ile anlaşılmış olduğunu ileri sürerek YMM odası ücret tarifesine göre ödenmesi gereken tam ücretinin tahsili için eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece yeni dönem için herhangi bir hizmet verilmediğine dayanılarak BK 325 maddesi uyarınca %20 oranında indirim yapılmış ise de bunun içinde grup indiriminin olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından Yeminli Mali Müşavirler Odası ücret tarifesi uyarınca %35 oranında grup indirimi yapılması gerektiği ileri sürüldüğünden mahkemece bilirkişi vasıtası ile grup indirimi yapılması gerekip gerekmediği araştırılarak sonucuna göre indirim yapılması hususunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davacı inkar tazminatı talebinde bulunmuş ise de mahkemece alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçe gösterilerek davacının bu konudaki talebinin reddine karar verilmiştir. İİK.nun 67/2 maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağın likit ve belli olması, yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde davacı yararına icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece yargılama gerektiğinden bahisle bu kalem istemin reddine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/6518, K. 2008/14621, 4 Aralık 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama