KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/6885 E., 2008/9967 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Temmuz 2008
Karar Metni
661 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında Balıkesir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18.6.2007 gün ve 360-180 sayılı hükmün Dairemizin 29.11.2008 tarih ve 11687-1081 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, emlak komisyonculuğu yaptığını, davalıya ait villanın satımı için emlak komisyon sözleşmesi imzaladıklarını, davalının bu sözleşmeye aykırı davranarak taşınmazı kendilerini devre dışı bırakarak sattığını, sözleşme gereği ödemesi gereken ücretlerini ödemediğini, icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davacı ile 2005 yılı ocak ayında davalının kooperatif hissenin satışı için komisyonculuk yapması konusunda anlaştıklarını, 12.04.2005 tarihinin bitiş tarihi olarak kararlaştırıldığını, davacının sözleşme gereği uzayan sürede de müşteri bulamadığını, 2005 aralık ayında taşınmazı sattığını, sözleşmenin bağlayıcılığı kalmadığını ancak davacının sözleşmede tahrifat yaparak süreyi uzattığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiş;dairemizce davalı lehine bozulmuş, bu kez davacı taraf karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava emlak komisyon sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin tahsiline ilişkin itirazın iptali davasıdır.
Davacı, davalı ile 12.12.2005 tarihinde imzalanan sözleşme gereğince davalıya ait taşınmazın satımı için 12.04.2006 tarihine kadar kendilerine yetki verildiğini ancak davalının sözleşmeye aykırı davranarak taşınmazı 19.12.2005 tarihinde üçüncü şahsa sattığını iddia etmiş, davalı ise davacının sözleşmede tahrifat yaptığını, 12.04.2005 tarihinde sözleşme süresinin dolduğunu savunmuştur.
Mahkemece sözleşmede yazılı olan düzenlenme ve bitiş tarihine göre davalının tahrifat iddiasının dinlenmesine ve bu konuda inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.Gerçekten de sözleşme incelendiğinde tanzim tarihinin 12.12.2005 olduğu ve bu tarihin tahrif edilmemiş ve tarafların da itirazlarının
olmadığı,bitiş tarihinin ise davalının itirazı kabul edilecek olsa bile sözleşme tarihinden geriye doğru 12.4.2005 tarihi olmasının mümkün olmadığı, taşınmazın 19.12.2005 tarihinde satıldığı bitiş tarihindeki tahrifatın incelenmesinin bu aşamada sonuca etkili olamayacağı açıkça anlaşılmaktadır.Taraflar arasında Borçlar Kanununun 404. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış olan 12.12.2005 tarihli tellallık sözleşmesinin “A)Satılık/Kiralık Emlakın Özellikleri” başlıklı bölümünün 10. maddesinde “Hizmet gerçekleştiğinde....satış fiyatının % %2’si oranında tellaliye ücreti ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” Hükmü,
(C)Koşullar bendinde ise “sözleşme ve uzama süresince, söz konusu emlaka Turyapça alıcı bulunmasına rağmen müşteri herhangi bir sebepten dolayı satışı engellerse, koşulları değiştirirse Turyap dışında her ne şekilde olursa olsun satışı gerçekleştirirse veya sürelerin bitiminden sonra dahi müşteri her ne şekilde olursa olsun müşteri emlakı Turyapın gösterdiği kişiye satar satın alan kişiden alınması gereken komisyon hakkı saklı kalmak kaydıyla yukarıda yazılı satış bedelinin %4’ü oranındaki meblağı emlak komisyoncusuna ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” hükmü mevcut olup,
davacının 9.200,00 YTL’lik kısmı asıl alacak olmak üzere toplam 10.856,00 YTL tellallık ücreti alacağı için takip başlatmış olduğu anlaşılmaktadır. Az yukarda açıklanan sözleşmenin (A) bendinde kararlaştırılan %2 tellallık ücreti, davalı satıcının ödemesi gereken tellallık ücreti olup, davalının satıcı sıfatıyla sözleşme gereğince üstlendiği ücreti ödemekle yükümlü olduğunda duraksama olmamalıdır.
Bunun dışında sözleşmenin (C) bendinde satıcının ödemesi gereken bedel olarak karalaştırılan %4 oranındaki miktarın %2’lik kısmının ise cezai şart niteliğinde bulunduğunun kabulü gereklidir. Davalı tacir değildir. BK.nun 161/son maddesi gereğince hakim cezai şart miktarını fahiş bulursa tenkisle mükelleftir. Mahkemece cezai şart niteliğinde bulunan bu miktarın fahiş olup olmadığı, tenkisinin gerekip gerekmediği tartışılmamış ve bu yönde bir araştırma yapılmamıştır.
Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir.
O halde cezai şartın fahiş olup olmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.Bu nedenlerle kararın davalı lehine yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulması gerekirken, zuhulen yazılı olduğu şekilde
bozulduğu bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından, davacının karar düzeltme istemi kabul edilerek, dairemizin önceki bozma kararı kaldırılarak mahkeme kararının yukarıda açıklanan şekilde bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/6885, K. 2008/9967, 15 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama