KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/7668 E., 2008/14663 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
412 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı fazla istemin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1989 yılında ...’dan zorunlu olarak göç ettiğini, 1990 yılında Devlet Bakanlığının ... göçmeni olan soydaşlara konut sağlanması konusunda çalışma başlattığını,o zamanın parası ile 2.500.000 TL değerindeki katkı payını yatırıp gerekli formları doldurarak Bakanlığa göndermesine rağmen bugüne kadar kendisine konut tahsis edilmediğini,
ödediği paranın büyük değer kaybına uğradığını ileri sürerek,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1991 yılında ödenen 2.500.000TL nin dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün ve değerinin tespiti,bu projeye iç ve dış kaynaklardan gelen fonlardan kendisine düşen payın hesaplanması,konut teslimindeki temerrüt tarihinden dava tarihine kadar kira zararının hesaplanması ve zararın denkleştirici adalet ve haksız iktisap kurallarına göre hükmedilmesi ve munzam zarar tazmininin alacağına mahsuben şimdilik 1.100 YTL’nin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı,davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, 5543 sayılı yasanıngeçici 1. maddesi uyarınca davanın kısmen kabulü ile, 2.500.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal ve değişen faizler oranlarına göre tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı ...’dan 1989 yılında göçmen olarak geldiğini, davalının 1990 yılında başlattığı proje kapsamında göçmenlere konut yapmayı taahhüt ettiğini, bu taahhüt nedeniyle davalı hesabına 2.500.000 TL. para yatırdığını, konutların teslim edilmediğini ileri sürerek talepte bulunmuş, davalı ise bu konuda broşür yayımlandığını kabul etmekle birlikte her başvuru sahibine konut vermeyi taahhüt etmediklerini, yönerge hükümlerine uygun olarak noter marifetiyle ve kura çekimi sonucu belirlenen hak sahiplerine konut dağıtımının gerçekleştirildiğini, davacının yatırdığı paranın iadesine ilişkin talebi olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Dosyadaki delillerden davacının 19.9.1991 tarihinde davalının duyurusu üzerine konut sahibi olmak amacıyla davalı hesabına 2.500.000 TL para yatırdığı, davacıya konut tahsis edilemediği, bu icap ve kabule göre de taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşınmaz satışından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece 5543 sayılı yasa gereğince ödenen miktarın ödendiği tarihten itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmişse de, 5543 sayılı kanunun geçici 1. maddesinin 5.fıkrasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile iptali için dava açıldığı ve Anayasa Mahkemesince de yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anlaşıldığından, mahkemece bu davanın bekletici mesele yapılarak hasıl olacak sonuca göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/7668, K. 2008/14663, 4 Aralık 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama