KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/10149 E., 2009/12165 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali, takibin devamı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, telefon abonesi olan davalıların murisinin, Aralık 2003 dönemine ilişkin fatura bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, tahakkuk dönemi itibariyle faturalandırılan görüşmelerin, sürekli ve aynı telefon numarasına ilişkin olup, davacıya ait kayıt ve cihazlardan kaynaklanan bir arızanın mevcut olabileceğini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davalıya ait abonelik hattında herhangi bir arızanın bulunmaması nedeniyle kayıt ve faturalara itibar edilmesi gerektiği belirtilerek, davanın kabulüne, takibe yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacı şirket ile davalıların murisi arasındaki aboneliğin, Aralık 2003 dönemine ilişkin, 14.736 YTL’lik fatura alacağına ilişkin olup, tüm dosya kapsamına göre, telefon hattı ve kayıtlarda herhangi bir arızanın veya tahakkuk hatasının bulunmadığı, telefon görüşmelerine ait ayrıntı dökümde, 1.12.2003 ile 15.12.2003 tarihleri arasında, uluslararası görüşmelere açık olan aboneliğe ait telefondan Şili’de bulunduğu anlaşılan 0056910056 no’lu telefonun çok sık ve uzun sürelerle defalarca arandığı, görüşmelerin tek bir aramaya ilişkin olmaması nedeniyle trankta bağlı kalma durumunun söz konusu olmadığı,
aşırı kontör ilerlemesi üzerine davacı tarafından onbeş gün sonra telefonun görüşmeye kapatıldığı ve dava konusu 23.12.2003 tarihli faturanın düzenlenerek davalı tarafa tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı şirket tarafından yayınlanan ve teşkilata duyurulan “Kontör Takibi” başlıklı, 13.6.2003 tarihli ve 8823 sayılı genelge ile, santral birimleri tarafından belli dönemler itibariyle, abonelerin kontör takiplerinin yapılmasının zorunlu hale getirildiği, bu takip sonucunda da, abonelerin yeni müşteri olup olmadığı, önceki dönemlerdeki görüşme tutarları ve bu görüşmelere ilişkin borçlarını düzenli ödeyip ödemediklerine bakılarak, gerekli hallerde kontör değerleri belli limitleri aşan abonelerin yoğun görüşmelerden haberdar edileceği, ara fatura düzenlenerek tebliğ ettirileceği, ara faturanın zamanında ödenmemesi halinde ise telefonun görüşmeye kapatılacağı belirtilmektedir.
Dava konusu olayda 1.12.2009 tarihinden başlamak üzere 15.12.2003 tarihine kadar, aynı numaranın, çoğunlukla 1800 ... süreyle olmak üzere, ard arda ve defalarca arandığı, telefonun görüşmeye kapatıldığı tarihten önce 15 gün gibi uzun sayılabilecek bir dönemde davacı tarafından, aşırı ve olağan dışı kontör artışının belirlenip gerekli uyarıların yapılmadığı, tedbir amacıyla hattın daha önceden konuşmaya kapatılmadığı görülmekte olup, az yukarda sözü edilen genelgede de belirtilen “kontör takibi”nin özenle ve gereği gibi yapılmaması,
abonenin uyarılıp hattın bir an önce konuşmaya kapatılmaması nedenleriyle, objektif özen yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmeyen davacının da, oluşan zararın artmasında müterafık kusurunun bulunduğunun kabulü gereklidir.
Borçlar Kanununun 98. maddesi delaletiyle aynı yasanın 44. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş, veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödeyenin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
O halde davaya konu olayda, Borçlar Kanununun 44. maddesinin uygulanması açısından tarafların iddia ve savunmaları ile somut olayın özelliği gözönünde bulundurularak, Borçlar Kanununun 44. maddesinin uygulanmasına etki yapacak sübjektif nedenler belirlenip değerlendirilmeli, hasıl olacak uygun sonuç çerçevesinde hak ve nesafet kuralları da nazara alınarak, dava konusu fatura alacağından mahkemece takdir edilecek bir miktar üzerinden indirim yapılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/10149, K. 2009/12165, 26 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama