KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/10309 E., 2010/751 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı davalının avukatı olarak 2006 tarihli vekaletname ile davalıyı önalım davasında temsil ettiğini, dava devam ederken 17.1.2008 tarihinde azledildiğini, yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığını bildirerek, 16.420 TL vekalet ücretinden bakiye 13.420 TL nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davacıyı haklı olarak azlettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davalının avukatı olarak 2006 tarihli vekaletname ile önalım davasında davalıyı temsil Ettiği,dava devam ederken 17.1.2008 tarihli azilname ile azledildiği ve taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığı hususları ihtilaflı değildir.
Davacı, önalım davasının idare mahkemesinin kararının kesinleşmesini beklediğini, mahkemenin müzekkere yazdığı ve beklendiği halde davalının kesinleşmemiş kararın ve o dosyadaki belgelerin önalım davasına sunulmasını istediğini, birlikte girecekleri celsede mahkemeye sunduğu sırada mahkeme hakimine karşı “Ben bu avukatı istemiyorum,davama girmesin” dediğini,mahkemenin idare mahkemesinin sonucunu bekleme kararı verdiğini,duruşma çıkışında da herkesin içinde bağırarak “delilimi sunmadın, davama girme artık “diyerek kendisini küçük düşürdüğü ve bilahare azilname gönderdiğini ifade ederek ücreti vekaletini talep etmiştir.
Davalı ise davacı avukata dosyaya sunması için verdiği belgeleri sundum dediği halde birlikte 2009/10309-2010/751
girdikleri celsede sunmaya çalışması nedeniyle mahkeme hakimine “Bu avukatı istemiyorum,davama girmesin “dediğini,hakiminde böyle sözlü olmaz,azletmen gerekir dediğini,çıkışta da kendisine karşı “Azletmezsen şerefsizsin “dediğini,kendisininde azilname gönderdiğini ve suç duyurusunda bulunduğunu savunmuştur.Davacı duruşmada geçen olayları doğrulmakla birlikte duruşma çıkışında davalıya “Azletmezsen şerefsizsin” diye bir söz söylemediğini aksine hem duruşmada hemde çıkışta kendisini istemediğini, azledeceğini söyleyerek hakaret ettiğini bildirmiştir.
Davalı aralarında geçen olaylarla ilgili olarak tanık dinletmek istemiş,ancak davacının muvafakat etmemesi üzerine dinlenmemiştir.
Davalının davacı avukat hakkındaki suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturma sırasında dinlenen tanıklar davalı iddiasını doğrulamışlardır.Davacı avukatın müvekkilinin dosyaya sunulması için davanın başında verdiği delilleri dosyaya sunmadığı, müvekkili ile tartışma sonrası birlikte girdikleri celsede mahkemeye verdiği sabit olduğuna göre müvekkilinin talimatını yerine getirmemesi nedeniyle davalının güveninin sarsıldığı, duruşma çıkışı tartışma sonrası da davacıyı azlettiği anlaşılmaktadır.
Davacı avukat takip ettiği dava ile ilgili olarak özen ve ihtimamla takip etmek ve müvekkiline düzenli ve doğru bilgi vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının azli haklı sebebe dayanmaktadır. Azilin haklı olması halinde kural olarak davacı ücreti vekalet isteyemez. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/10309, K. 2010/751, 28 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama