KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/12279 E., 2009/12167 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacağın tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı ... ile Banka arasındaki tüketici kredisi sözleşmesini davalının da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefil hakkında başlatılan takibe ise itiraz edildiğini, ne var ki süresinde itirazın iptali davası açamadıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, temerrüt faiziyle birlikte toplam 11.065.305.825 TL alacağın ödetilmesine karar verilmesini istemiş, 14.11.2003 tarihli ıslah dilekçesi ile de, alacağa dava tarihinden tahsil tarihine kadar %180 temerrüt faizi uygulanmasını talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10. maddesi gereğince borçluya ihtarname ile bir haftalık süre verilerek muacceliyet uyarısında bulunulması gerekli olup, ihtarla bir haftalık süre verilmediğinden temerrüt şartlarının oluşmadığı benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, 939,13 YTL'nin asıl alacağın 25.9.2003 dava tarihinden itibaren %132,6 oranında temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilşkin talein ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile asıl borçlu dava dışı ... arasında imzalanan 24.3.1998 tarihli Bireysel Kredi Borçlanma ve Rehin Sözleşmesine davalının da kefil olduğu, sözleşme gereğince borcun ödenmemesi üzerine, davacı Banka tarafından asıl borçlu ve kefile 5.2.1999 tarihli kat ihtarı gönderilerek takip başlatıldığı, itirazın iptali davası için öngörülen sürenin geçirilmiş olması nedeniyle de temerrüt faiziyle birlikte toplam alacağın tahsili için ... bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10. maddesinde temerrüt için, “tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi yanında bir haftalık süre verilerek muacceliyet uyarısında bulunulması” gerektiğine ilişkin düzenleme getirilmiş olup, mahkemece anılan hüküm gereğince, 5.2.1999 tarihli ihtarın davalıyı temerrüde düşürmeyeceği benimsenmek suretiyle, davanın sadece asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmişse de, 4077 sayılı yasının 10. maddesini değiştiren 4822 sayılı yasa, 6.3.2003 tarihinde kabul edilmiş olup, 14.6.2003 tarihinde de yürürlüğe girmiştir.
Anılan maddenin ilgili hükmü ancak bu tarihten sonra düzenlenen sözleşmelerde uygulanabilir. Oysa taraflar arasındaki kredi sözleşmesi 24.3.1998 tarihli olup, olayda 4077 sayılı yasanın 4822 sayılı yasayla değiştirilen 10. maddesinin uygulanması olanaklı değildir.
O halde mahkemece 5.2.1999 tarihli kat ihtarı değerlendirilmek suretiyle davalının temerrüde düştüğü tarih ve işlemiş temerrüt faizi belirlenerek, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, davadan önce temerrüdün oluşmadığının kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/12279, K. 2009/12167, 26 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama